ERSİN RAMOĞLU (GÜNEY) ERSİN RAMOĞLU (GÜNEY)

Zeytin dalı acıttı mı cicim?

Ulan John Bass!
Ulan John Bass!
Ey ABD'nin eski büyükelçisi!
Zeytinin dalı fena battı değil mi?
İyi oldu, oh oldu!
Az uğraşmadın Afrin için…
Az tezgâh kurmadınız Reis'e.
Diz çöktürmek için her yolu denediniz.
Memleketi işgal etmek için yırtındınız.
FETÖ ile birlikte sinsi sinsi plan yaptınız.
Ajanlarınız cirit attı güzelim yurdumda.
Ahh; şu İncirlik üssü dile gelse de bi konuşsa…
Ne tezgâhlar, ne filmler çevirdiğinizi bir anlatsa.
Darbe girişiminden üç ay öncesiydi.
İncirlik'teki askerlerinizin yakınlarını Amerika'ya geri gönderdiniz.
Bayram değil seyran değildi üstelik.
O günkü Adana Valisi Mustafa Büyük, "Hayırdır gardaş güllük gülistanlık bir memlekettesiniz niye yollarsın asker karılarını?" demişti de sen işi Obama'ya yıkmıştın…
Sonra Konsolosluğunuzun önüne yüksekçe bir beton duvar çektiniz…
Hiçbir tehlike yokken hem de…
Bizim haberimiz yokmuş meğer 15 Temmuz tezgâhını hazırlıyordunuz o ara.
Biz, müttefik olduğunuz PKK'lıların Hatay'a girişini önlemek için çekmiştik o duvarı.
Sana ne geçecekti Bay John?
Adana Konsolosun Linda S. Specht
İstanbul Başkonsolosluk çalışanınız Metin Topuz ve FETÖ'nün Hava Kuvvetleri İmamı Adil Öksüz, Adana Konsolosluk tercümanı PKK'lı Hamza Uluçay, TARKİM Havacılık'ın sahibi Faruk Bayındır, İncirlik 10. Tanker Üs Komutanı Tuğgeneral Bekir Ercan Van
Birlikte güzel yurduma ve Erdoğan'a ne tuzaklar hazırladığınızı gördük o gece.
Ya Güneş Işığı Oteli.
Orada da az numaralar çevirmediniz...
Şimdi de Afganistan'dan kulaklarını Afrin'e diktin bekliyorsun.
Bekle bakalım… Zeytinleri mazluma, dallarını sana hazırladık.
Münasip şekilde oturursun artık.

***

Bay John…
Bay monşer!
Duydun değil mi Reis'in sözlerini…
Alışmıştınız ya her istediğinizi yaptırmaya.
Erdoğan'a sökmedi değil mi?
Nasıl meydan okudu gördün mü?
"Terör örgütü içindeki bayraklarınızı kendiniz indiriniz ki, o bayrakları size biz teslim etmek zorunda kalmayalım... Teröristlerle birlikte olanları da toprağa gömmek zorunda kalmayalım..."
Ne dedi anladın mı?
Az kaldı PKK ile birlikte bayrağınızı gömmeye, az!
Eski başkan Johnson, İsmet İnönü'nün başbakanlığı döneminde gönderdiği tehdit dolu mektubun üzerinden yıllar geçti.
Koca İnönü korkmuş Kıbrıs'a çıkarma yapmamıştı.
Bu tehditiniz Karadeniz uşağına sökmez.
Dünya tersine döndü Bay John…
Keşke burada olsaydın da yakından görseydin olan biteni…

***

Milleti ayaklandırmak için Artvin'e bile gitmiştin.
Cerattepe'ymiş…
Derdi sana mı düştü oradaki yeşilin?
Görmedin mi her yerin çılgın yeşilini?
Kimi kandıracağını sandın?
Derdiniz Erdoğan'ı indirmekti.
İnkâr etme artık…
Metin Topuz'un telefonuna el koyduk.
O telefon için bile nota verdiniz ulan!
Sökmeyince vize krizini çıkardın…
Hatay'a, Gaziantep'e, Kilis'e sözde yardım kuruluşlarını yığdın…
Afrin'deki köpekleri maaşa bağladın…
Sonra PKK'yı ve YPG'yi silaha boğdunuz.
Vekalet savaşını böyle başlattınız.
Ne oldu, gözlerin mi yaşardı?
Zeytinin dalları çok mu acıttı?
Gizli gizli PKK'lıları örgütleyen Linda;
Ya sana?
Kumanda ettiğiniz Kılıçdaroğlu, Reis'e Afrin öncesi;
"Seni kefenle karşılayan arkadaşlarını gönder önce. Milletin fakir fukara çocuğunu oraya gönderme…" dedi.
Asena'nız Akşener de; "Ey Erdoğan iç politikada dümen döndürüyorsan paralı askerlik yapanları gönder, kefen giyen tosunlarını gönder. Garibanın çocukları üzerinden kabadayılık taslama" dedi.
İkisi de faka bastı.
Neyse.
Fetullah Gülen zeytin dallarının üstünde oturmayı sever.
Nasılsa o bir mazoşisttir.
Sen de eski kulağı kesiklerdensin…
İkiniz birbirinizi idare edersiniz artık…

BİZE ULAŞIN