AHMET ÇAKAR AHMET ÇAKAR

Mehmet Topuz rezaleti

Pazar gecesi Kanaltürk'te benim de olduğum Telegol Programı'nda Mehmet Topuz'un durumu tüm taraflarıyla tartışıldı.
Topuz bağlandı, menajeri bağlandı, muhatap üç kulüp başkanı bağlandı ve işler tam anlamıyla arap saçına döndü.
İlk soru: Mehmet Topuz niye Fenerbahçe Başkanı Aziz Yıldırım'ı arıyor? Dünyanın hangi ülkesinde, hangi futbolcu bir kulüp başkanını arayıp da "Beni transfer etmek istiyor musunuz?" diye sorar. Üstelik niye ilk aranan kulüp Fenerbahçe?
Bu işler menajerlerin işleridir. Diğer bir deyimle, menajerler bu iş için vardırlar ve büyük paralar kazanırlar. Düşünebiliyor musunuz; menajer, Fenerbahçe Başkanı'na ulaşamıyor; Mehmet Topuz kendisi arıyor. Üstelik aracı Fenerbahçe'nin eski futbolcusu Rıdvan Dilmen. Daha tuhafı Mehmet Topuz'un menajeri canlı yayında "Ben FIFA menajeriyim" diyor. Ama birkaç dakika sonra telefonla arayan Aziz Yıldırım "Bu adam FIFA menajeri değil" diye yalanlıyor. Ayrıca bazı menajerlerin şikenin içinde olduklarını öne sürüyor. Ama ne tuhaftır ki; aynı Aziz Yıldırım Gökhan Emreciksin transferini aynı menajer Metin Korkmaz'ın şirketi üzerinden yapıyor.
Reklam arasında öğreniyorum ki; aynı menajer kısa bir dönem öncesine kadar Tanju Çolak'ın da ortağıymış. Ama bu durumu stüdyodaki Tanju Çolak canlı yayında söylemiyor. Birden bakıyorum; Rıdvan Dilmen hayatında yapmadığı bir şey yapıp canlı yayın devam ederken yanıma gelip oturuyor. Niye geldiğini, niye fazla konuşmadığını ve sonra kalkıp niye gittiğini hala anlamış değilim.
İlerleyen dakikalarda Kayserispor Başkanı Recep Mamur bağlanıyor. Beşiktaş Başkanı Yıldırım Demirören'i açık ifadelerle suçluyor. "Bizden izin almadan" sözleşmeli oyuncumuzla görüştüler ve Beşiktaş forması giydirdiler" deyiveriyor. Hemen akabinde de Beşiktaş Başkanı Yıldırım Demirören bağlanıp "Hayır; biz Recep Mamur'dan gerekli izni aldık. Ve sonra Topuz ile görüşmelere başladık" yanıtını veriyor. Aristo mantığı denen bir mantık vardır. Diğer bir deyimle düz mantık. Bu anlayışa göre ya Mamur'un ya da Demirören'in söylediği doğru değil. Yani, ikisinden biri ya yanlış hatırlıyor ya da yalan söylüyor.

YİNE YANLIŞ STRATEJİ
Düşünebiliyor musunuz; Telegol'de yılın programı yapılırken aslında Türk futbolundaki Ergenekon'u kıskandıracak çarpık, etik dışı, belki de rant ilişkileri açığa çıkıveriyor. Bu arada Demirören şimdiye kadar yaptığı gibi yine bir yanlış strateji uygulayıp beni hedef alıyor ve diyor ki; "Hiçbir kulüp başkanı yalan söylemez."
Aslında bu söylediği bile koskocaman bir yalan. Aristo mantığını çözüp sonuca gitmesi gerekeceğine aklı sıra bana saldırıyor. Şunu anlaması lazım: Oradaki amaç Topuz olayının detaylarını aydınlatmak. Ama birden olay ikimizin münakaşasına dönüşüveriyor. Beni Türk futbolu için "Tehlike" diye tanımlıyor ama "PAF Takımı ile çıkacağız" dedikten sonra çıkmayışını, MHK Başkanı'na ana avrat küfür ettiği günleri ve benzeri hatalarını çabuk unutuyor. Bu, bir strateji hatasıdır. Bana "Beşiktaş Başkanı ile konuştuğunu unutma!" diyor ama bir Beşiktaş Başkanı'na hiç yakışmayacak şekilde müstehcenliğe girip "Küçük Ahmet" lerden bahsediyor.
Tekrar söylüyorum: O gecenin tüm amacı Topuz olayını aydınlatmaktı. Görünen o ki; bir takım rantlar uğruna gencecik, hayat tecrübesi az, üst düzey bir futbolcuyu yanlış hareketlerin içine sokan, belli rantlar uğruna onu durdurmayan zihniyet büyük bir suç işlemiştir. Üstelik bu zihniyet Türk futbolunda yine Telegol Yorumcusu Ziya Şengül'ün dediği gibi daha sezon başlamadan düşmanlık fitilini ateşleyivermiştir.
Şimdi soruyorum: Türk futbolu için spor yorumcuları mı daha tehlikeli, yoksa böylesine karmaşık, etik dışı, rant dolu ilişki yumağı mı?
Bir sorum da; TFF Başkanı Mahmut Özgener'e. Bütün bu olaylar açığa çıktıktan sonra basın toplantınızda belirttiğiniz gibi gerçekten Türk futbolunda her şey tozpembe mi?
BİZE ULAŞIN