NUR ÇİNTAY NUR ÇİNTAY

Oburlara Bursa!

Evden sadece bir buçuk saat sürdü. Pideli köfte, cantık ve kestaneli poğaçasıyla başımızı döndürdü. Geçtiğimiz hafta sonu dört kız Bursa’ya gittik, lezzet üstadı arkadaşımız liderliğinde burayı afiyetle yedik!

Bazen çok basit, çok kolay bir şeyi nasıl da gözümüzde büyütüyoruz. 40 kere niyetlenip, sonra üşenip, erteleyip, bir türlü beceremiyoruz. Ben yıllarca hep Anadolu yakasında oturup Avrupa yakasının hem de en uzaklarında çalışmış biriyim. İkitelli, Güneşli, Yenibosna... Beş yıl boyunca hafta içi her sabah Hadımköy'e gitmiş, Bağcılar'ı şehir merkezi saymış bir çileliyim. Üstelik de o zaman tünel yok, yolun iki buçuk saat sürmesi vakai adiyeden... Uzun yola, trafiğe, her gün kilometreler tepmeye şerbetliyim yani. Buna rağmen biri bana dese ki, "Hadi kalk Bursa'ya kestaneli poğaça yemeye gidip dönelim..." Ona cevabım "Aman peynirli poğaça neyine yetmiyor" olurdu. Bu haftaya kadar... Bursa'nın yakın olduğunu, Osmangazi Köprüsü'yle mesafenin daha da kısaldığını biliyordum. İzmir'e giderken tecrübe etmiştim de... Ama böyle bir git-gel pratiğim olmadığı için belli ki, hissedemiyordum. Cumartesi sabahı dört kız arabayla yola çıktık. Bizim evden Bursa tam bir buçuk saat sürdü. Sadece bir buçuk saat... Arabadan indiğimizde, henüz lafımız bitmemişti. Kaptan şoförümüz, rehberimiz, liderimiz, beynimiz, mutfak maharetiyle namlı bir İstanbul yeme içme sektörü ferdi, ayrıca da aileden gastronomi görgülü, köklü bir Bursalıydı. Sırtımızın yere gelmeyeceği belliydi. Ama bu kadarı... İşi bilen biriyle nokta atışı yapmak gerçekten büyük lüks...

SİFTAH PERVANE'DE
İlk durağımız Pervane'ydi. Burası Muradiye'de çok hoş bir kafe. Özenli kahvaltı çıkarıyor. Sahipleri Van'dan henüz döndüğü için yol boyu sayıklanan tahanlı pide ve kestaneli poğaça gibi kışkırtıcı kalemlerin yanı sıra Van lezzetleri de eklenmişti şansımıza sofraya. Atmosferli bir kafe Pervane. Sadece sobasının değil, ince düşünülmüş her bir detayının, çalışanlarının ve güzeller güzeli köpekleri Maya'nın verdiği sıcaklıkla, oturdukça oturur insan burada. Ama yolcu yolunda gerek, tadılacak çok sayıda lezzet için acıkmak üzere de biraz yürümek gerek...

ÇARŞIDA PİDELİ KÖFTE
İskender kebap mantığı: Kuşbaşı kesilmiş pide lokmalarının üstüne döner yerine küçük köfteler konuyor. Yanında yoğurt. İsteyene soğan. Üstüne kızgın tereyağı gezdiriliyor. Ve ofofof! Sonuç deli bir nefaset oluyor. Çarşıda pideli köfte yenebilecek pek çok yer var. Ama İdris'teki, bir tadanın bir daha unutamayacağı kudrette... 'O mu, bu mu, öteki mi' tartışmasına fırsat vermiyor. Çiçek Izgara, bir Bursa klasiği... Köftesi, pirzolası kadar yakın tarihteki yeri de önemli. Bir dönemin tüm yeniliklerini (Sıvı sabun, kâğıt havlu sistemi) onunla yaşamış şehir. El kesimi patates kızartması hâlâ nefis...

CANIM CİĞERİM CANTIK
Can, canan, ciğer, canpare, caniko, cancağız... Cantık artık hepsinin ötesinde benim için. Bursalı aşkım, kalbimin en orta yerine kuruldu. Cantık, Bursa'nın nevi şahsına münhasır meşhur pidesi. Kıymalı. Hele bir de çamfıstıklı ve kuşüzümlüsü var ki of! Diğer mekânları bilmem ama Pidecioğlu on numara beş yıldız. Zevkten inletiyor. Bursa'ya gelip de İskender yemeden dönmek ayıp elbette. En hakiki, öz sahici İskender, finali yapmak için ideal adres. Kuruluş 1867. Müze edalı restorandaki tabelada "Kebapçı Mehmet Oğlu İskender Oğlu Süleyman Oğlu Yavuz İskenderoğlu ve Oğulları Oğuzhan ve Kayhan İskender İskenderoğlu" diye yazıyor. Aile büyüklerinin heykellerinin gerisinde...

TARİHİ SARIKASAP VE ÜLKÜ
Kestane şekerini buradan da alabilirsiniz, "kundaklı" tabir edilen en eski teknikle üretilmiş haliyle Zennup'tan da... 50 yılı deviren ünlü pastane Ülkü'den kestaneli poğaça (Derin dondurucuya attınız mı, sonrasında ne zaman çıkarıp ısıtsanız birilerini büyülemek garanti) ve tahanlı pide (Tahinli derseniz hiç anlamıyorlar)... Bunlar yanınızda İstanbul'a götürmeniz icap edenler. Bir de Tarihi Sarıkasap var ki, onu da yazın bir kenara. Bursa'nın 1889'da kurulan ve şu an beşinci nesle geçmiş olan bu en eski ve en şöhretli kasabı öyle bir sucuk yapıyor ki... Her tarif eksik, her tasvir yavan... Tekrar görüşeceğiz Bursa. Muhakkak. Artık bizden kurtuluşun yok.

HEM GÖZE HEM DAMAĞA
Zennup 1844, şehrin en popüler restoranlarından. Araştırmacı kimliğiyle de tanıdığımız Ömür Akkor'un işin başında olduğu restoran, gelenekle yeniliği akıllıca buluşturuyor. Hem damağa, hem göze hitap etmeyi de gayet iyi biliyor. Humus, Kırklareli peynirli domates salatası, Ortadoğu mezeleri... Çamfıstıklı mücver, Mersin patatesi, narlı et... Arpa şehriyeli Ankara tava, dana yanak, vişneli kebap... Tattığımız her şey çok lezzetliydi. Tabak çanaksa göz alıcı güzellikte... İnsan artan yemeklerle beraber onları da paket ettirmek istiyor! Instagram ahalisinin hararetle takip ettiği sevgili Ömür Akkor işin başında, heyecanla anlatıyor. Hele mekânın adını aldığı rahmetli babaanne Zennup hanımın hikâyeleri ayrı enfes.

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
BİZE ULAŞIN