İLKNUR K. AKMAN

Annem 'manyak' derse, ben de derim!

Haydi bakalım, çocuğumuza 'ne cevap vereceğimizi bilememe' dönemi başladı! Ayşekiraz öyle şeyler yapıyor, söylüyor ve soruyor ki öylece kalıyorum. Yanlış bir cevap vermemek için acilen bir kitaba ya da 'bir bilene' danışmak istiyorum çoğu zaman. Doğrusunu söylemek gerekirse, ben ideal anne tanımına pek uymuyorum. Mizaç olarak çabuk parlayan ve hiçbir şeyi içinde tutmayan biriyim. O yüzden de yanımda kızım var diye, maalesef ağzımdan çıkan her şeye dikkat edemediğim oluyor. Özellikle otomobil kullanırken hayli öfkelenebildiğimden, başka araç şoförlerine "Ya deli misin divane misin, manyak!" diye bağırıp çağırıyorum kendi kendime... Tabii kimi zaman da hararetle korna çalıyorum! Tüm bunlara şahit olan iki buçuk yaşındaki kızım "Anne neden kızdın, neden manyak dedin, neden korna çaldın öyle?" diye sorup yaptıklarıma bir açıklama getirmemi istiyor.

ÇOCUKLAR HER ŞEYİ TAKLİT EDİYOR
Böyle durumlarda bir çocuğa cevap vermek öyle beter bir şey ki, keşke hiçbirini duymamış olsaydı diyorum. Kendimi hayatımın en zor sınavını veriyormuş gibi hissediyorum. Çünkü beni tam taklit edecek yaşta ve bir süre sonra aynı şeyi o da yapıyor, ben sakince bir uyarı kornası çaldığımda bile, bu sefer kızım "Manyak!" diye söyleniyor... E annesi korna çaldığında arkasından öyle konuşuyor tabii, çocuk ne yapsın? Bazen gülüyorum, bazen de ateş basıyor. Ne var ki insanın elinde değil, kızgınlıkla ağzınızdan kötü şeyler de kaçıveriyor işte! Ama kızıma aklım elverdiğince bu kelimeleri kullanmamamız gerektiğini anlatmaya çalışıyorum. "O adam hata yapmıştı, bizi tehlikeye atmıştı, arabamıza çarpabilirdi. Ben de korktum ve öfkeyle söyledim. Aslında kimseye manyak, salak dememiz doğru değil," deyip toparlamaya çalışıyorum. Aklıma daha iyisi de gelmiyor zaten. Kızım beni gerçekten can kulağıyla dinliyor ve iki gün sonra yolda giderken şöyle bir sahneyle karşılaşıyorum, "Yanlış yaparsa manyak diyebiliriz değil mi anne, ben de onun için dedim!" Buyurun, işin içinden çıkabilirseniz çıkın bakalım!

YETİŞKİN GİBİ DAVRANMAK İSTİYORLAR
Geçtiğimiz gün beni asıl şaşkına çeviren başka bir şey oldu. Taklit yaşı, taklit çağı deniyor ya bakın ne kadar doğru. Biz karı-koca sigara içen bir çift değiliz. Ancak gece dışarı çıktığımızda ya da evimizde dostlarımızı ağırlarken, içkimizin yanında bir sigara yakarız. Dolayısıyla kızım, ne benim ne de babasının öyle püfür püfür sigara içtiğine rastlamıştır. Ben de bugüne kadar "Eyvah bizi sigara içerken görmesin," telaşına kapılma gereği hissetmemişimdir hiç. Gel gelelim birkaç gün önce şöyle bir şey yaşandı. Ayşekiraz salonda pencere kenarındaki koltuğa oturmuş sözüm ona dışarıyı seyrediyor ve elindeki oyuncak bebeğine "Sen şimdi otur, ben sigara bir de şarap içiyorum tamam mı?" diyor. Kulaklarıma inanamadım ve hiçbir şey duymamış gibi, "Ayşekirazcığım ne yapıyorsun? Gel haydi mutfağa, yemek yiyeceğiz," dedim. Bana şu cevabı verdi: "Şimdi şarap ve sigara içiyorum anne, rahatsız etme lütfen!" Küçük hanım cam kenarına kurulmuş, keyif yapıyor çünkü ve bunu sigara ve şarapla taçlandırıyor. İkisinin de anne babasının keyifli anlarına eşlik eden şeyler olduğunu biliyor ve aynısını o da yapıyor. Yemekte şarap içiliyorsa, o da su ya da ayran dolu bardağını kaldırıp bizimle kadeh tokuşturmak istiyor. Yani daha bu yaşta 'büyük' gibi davranmak, yetişkin gibi muamele görmek istiyor. Uzmanlar, "Sakın, 'Daha küçücük çocuk, bir şey anlamaz,' demeyin. Çocuklarınızın yanında ağzınızdan çıkan her kelimeye, yaptığınız her harekete ve davranış biçimine çok dikkat etmelisiniz," diyor ya, boşuna demiyor. Artık tek bildiğim, çocuklarımıza doğru örnek olabilmek için hepimizin elinden gelen azami gayreti göstermesi gerekiyor.

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.