NUR ÇİNTAY NUR ÇİNTAY

Kimsesiz, Teo, Hurşit...

Meryem’in “Kızımın katilini getir, Hızır senin olsun” demesiyle, yoksa Ceylan devri mi başlıyor? Hayır, yeni kirli adamların dönemi bu: Olgun Şimşek, Birol Ünel ve Haydar Şişman, ‘Eşkıya Dünyaya Hükümdar Olmaz’ı daha da olduruyor

Evlat kaybı, bir anne-babanın başına gelebilecek en büyük felaket olsa gerek. Baş etmesi o kadar zor bir durum ki, baş etme teknikleri de çok farklı olabiliyor, kınamamak lazım.
Kimi çift birbirine daha sıkı bağlanıyor, birbirinden güç alıp ayakta kalıyor. Kimisi içinse diğer tek, her an bu büyük acıyı hatırlattığı için düşman haline geliyor.
Evvelki haftanın fragmanında Meryem'in Ceylan'a "Bana kızımın katilini getir, Hızır senin olsun" dediğini duyunca dedim ki, Meryem (Deniz Çakır) dönemi bitiyor ve Ceylan (Sanem Çelik) devri mi başlıyor?
Ama hayır. 'Eşkıya Dünyaya Hükümdar Olmaz'ın yeni sezonu gösterdi ki kadınlar yerli yerinde duracak fakat şahane kötü adamların yıldızı parlayacak.
Olgun Şimşek'i amma çok özlemişiz. Komedide de dramda da bu denli kusursuz sonuç veren kaç oyuncu tanıyoruz? Son buluşmamızdaki Selahattinliğinden ('Yalan Dünya') gezegenler kadar uzak Kimsesiz Yaşar / Yaşar Kimsesiz rolünde de harikalar yaratacağını ilk sahneden belli etti. Masadaki adrenalini artıracağı ve tam bir seyir keyfi yaşatacağı aşikâr...
Onca zaman sonra Birol Ünel'i hatırlamak da iyi oldu. Teoman / Teo olarak, 'kirli' tipiyle de kırık Türkçesiyle de yakışmış yerine.
Haydar Şişman'ı en sona sakladım. Süper bir karaktere, enfes biçimde hayat vermiş. Evvelki yıldan Altın Portakal'ı olan (En İyi Erkek Oyuncu, 'Kalandar Soğuğu') Trabzonlu bir resim öğretmeni Haydar Şişman. Ama işte EDHO'daki rolü de ayrı tatlı. Trabzonlu bir aklıevvel. Pratik, net, fazla söze ne hacet... Adamım Hurşit!

***

Dikkat! Çimenlere basmayınız!

Bu yılki Contemporary İstanbul'un en unutulmayacak olayı neydi? Ai Weiwei'in 'Tomurcuklar'ının kırılması herhalde.
Çağdaş sanat fuarını gezerken selfie çekme derdiyle dengesini kaybeden biri, Weiwei'in yerde duran porselen eserine bastı. 'Blossoms'ın birkaç tomurcuğu kırılıp etrafa dağıldı.
Eseri sergileyen Galleria Continua'cıların en şaştığı, kıranın özür bile dilememesiydi. "Ben de olsam dilemezdim" dedim bir ahbabıma, "Ama çıkınca herhalde kendimi öldürürdüm."
Fakat ne bileklerini kesmiş, ne bir avuç uyku hapı almış... Hiçbir bedel ödememiş, kimse o...
Halbuki Weiwei'in 'Tomurcuklar'ına değil de, Lungiswa Gqunta'nın 'Çimen'ine bassaydı, boyunun ölçüsünü alacak, canı epey yanacaktı.
Lungiswa Gqunta, Güney Afrikalı genç bir sanatçı (27). Heykel ve enstalasyonları, ülkesinin tarihinin de etkisiyle ırkçılık, adaletsizlik, çaresizlik hallerini ele alıyor. 15. İstanbul Bienali kapsamında Galata Özel Rum İlköğretim Okulu'nda sergilenen 'Çimen' adlı işi de bu kafada.
Ahşap bir plaka üstüne yerleştirdiği kırık şişelerden bir 'çimenlik' yaratmış. Apartheid Güney Afrika'sında sadece zengin beyazların sahip olduğu bu çimenlikler, ev hayatı, güvenlik ve ırksal ayrıcalıklarla da ilişkili. Yabancıların girmesini engellemek için bahçe çitlerinin üstüne ters çevrilmiş kırık şişeler yerleştiriliyor.
Gqunta'nın şişeleri, kapitalizm ve küreselleşmenin yanında, Güney Afrika'da son yıllarda çıkan isyanlarda kullanılan şişeleri de çağrıştırıyor. Toplumsal bölünmeler, sınırlar, şiddet, polis faaliyetleri üstüne kafa yoruyor. Ve dikkat! Üstüne basarsanız da büyük ihtimal kafa yarıyor!

***

Piliç Çevirme: Chicken Translate

Çeviri, bir kitabı vezir de eder rezil de. Konuşmayı, konferansı... Filmi, diziyi... En ufak metni... İyi çeviri, içeriği yukarı çeker. Kötü tercüme de mundar eder, lanet ettirir.
Bugün, Dünya Çeviri Günü... He yılın 30 Eylül'ü... İyi çevirmenlerin ellerine sağlık. Yetersiz kalanlar niye ısrarla bu işi yapar, anlamak mümkün değil.
Bir de komikler var. 'Chicken Translate' halini alan 'Piliç Çevirme' en bilinen geyiklerdendir. 'Bardak Süt Mısır' tabelası vardır sonra; İngilizceye 'Glass Milk Egypt' olarak kelime kelime çevrilen...
Menülerden bereket fışkırır: Dönerin 'Returns' diye çevrildiği, Döner İskender'in 'Alexander Returns' olduğu, Karışık İskender'in de 'Alexander Confused' sayıldığı topraklardayız. Balıklarda da durum pek parlak değil: Dil mesela: 'Language'. Sakatatı hiç sormayın: Koyun ayak paça ne olabilir? 'Put your feet soup'!
Tatlı bağlayalım. Gaziantepli bir firma, bizim buzdolabını süsleyen nasihatinde der ki: "Lütfen baklavayı yemeden önce hafif ısıtınız / If you reheat before eating lightly."
Dilim yaş pastayı nasıl çevirir peki bir pastane? 'Age slice of pie'! Ekler mi? 'Adds'!

BİZE ULAŞIN