SEDA DİKER SEDA DİKER

Her şeyin başı sevgi

Geçtiğimiz hafta anayasanın değişimini oyladık. Oylama sonrasında motorla Bostancı'dan Ada'ya gitmek üzere hazırlandım. Keyifli bir yolculuk yapmayı, deniz ve rüzgarın keyfini çıkarmayı hayal ediyordum. Motora bindiğimde fazla kalabalık olmayan iki grubun birbiriyle atışmasına şahit oldum. Ne yazık ki, her iki taraf da birbirinden nefret ediyordu. Konu öylesine uzadı ki, sonunda birbirleriyle yumruklaşmaya başladılar. Tekmeler havada uçuştu. Allahtan fazla denk getiremediler de arbede büyümeden iskeleye yanaşabildik. Buna benzer olaylar, başka mekânlarda da olmaya başladı ne yazık ki... Neler oluyor bize? Birbirimizden nefret etmeye başladık sanki... Birbirimize kızıyoruz. Fikirlerimiz için... Tercihlerimiz için... Oysa bir ülkenin refahı, bereketi, bolluğu, mutluluğu sadece sevgiden geçer. Ama biz birbirimizi epeydir sevmez olduk. Kimse kimseyi sevmiyor. Bizbirimize tahammülümüz de kalmamış. Tıpkı eskimeye yüz tutmuş bir aşk misali, kadın ve erkek arasında yaşanan ilişkilerin içindeki güç ve çıkar çatışması gibi, kutuplaştık. Kadınla erkek kadar birbirine zıt iki görüş, inanç, hayat farklılığı var. Unutmayın. Hiçbir şey tek taraflı değildir. Bir taraf diğer taraftan şikâyetçiyse, onu kendi yaşam biçimine tehlike olarak görüyorsa, muhakkak kendisi de kabahatlidir. Tıpkı ilişkilerde de olduğu gibi...

BÜYÜK TEPKİLER VEREBİLİRİZ
Bazen karşımızdaki öyle bir şey yapar ki, asla kaldıramayız. Kırılırız. Büyük tepkiler veririz. Üstelik haklıyızdır da... Yapılan şey, yenilir yutulur gibi değildir. Peki, hiç geriye dönüp kendimize bakıyor muyuz? Hep söylüyorum. İlişkileriniz bozulduğu zaman, gözlerinizi kapatıp topraklama yapmalısınız. Öfkelendiğiniz kişiyi karşınıza alıp içinizden geldiği gibi tepkinizi kusmalısınız. Hayalinizde elbette... Daha sonra kendinizi Tanrı katında hayal etmelisiniz. Ruhunuzu ve bedeninizi ona emanet ederek teslim olmalısınız. Ve ilişkiyi şifalandırması için ondan ışık istemelisiniz. Bu bir çeşit duadır. Son olarak, hayalinizde o kişiyle yaşadığınız en sevgi dolu anıya odaklanarak sevginizi akıtıp, öylece hayalinizde beş dakika kadar kalmalısınız. Bu şekilde çözemeyeceğiniz sorun yok. Öyleyse gelin bizler memleketimizin mutluluğu için bu çalışmayı kendi evlerimizde yapalım. Evetçiler... Ve hayırcılar... Fikirlerimiz her ne olursa olsun, birbirimize saygı duyarak başlamalıyız. Bu ne demek bilir misiniz? Birbirimizi 'kontrol etmeden', baskılamadan, özgürlükleri kısıtlamadan ortak bir yol bulmak demektir. Yargısızca... Cezalandırmadan... Severek... Hangi taraftaysanız, diğer tarafın temsil ettiği topluluğu tek bir ruh gibi imgeleyin ve gözlerinizi kapatın. Onlara olan öfkenizi, nefretinizi kusun; içinizdeki son kırıntı da çıkana kadar kusun. Rahatlama geldiğinde bu sahneyi geride bırakarak Tanrı katına yükseldiğinizi hayal edin. Hayatınızla ilgili korkularınızı, endişelerinizi ona sunun ve yardımını isteyin. Kendinizi onun sevgi dolu kollarına bırakın. Bir müddet öyle kalın. Daha sonra ondan artık aşağıda kalan kavga sahnesine ışık indirerek herkesin mutlu olacağı ortak bir çözüm üretmesini ve şifalandırmasını isteyin. Son olarak birbirimizle kardeş olduğumuzu anarak, bir zamanlar kavgasızca yanyana yaşayabildiğimiz anları hatırlayarak ona odaklanın. Birbirinize sevgi duygularınızı yollayın. Beş dakika bu şekilde kalmamız yeterli. Pek çok şeyin mucizevi olarak şifalanıp değişeceğini bilin. Altı yıl yurtdışında yaşadım. Hem de dünyanın en güzel, en gelişmiş yerlerinde. Turistik olarak çok güzeller ama yaşamak için... I-ıhhh... İnanın ki kendi memleketimiz gibisi asla yok.

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.