SEDA DİKER SEDA DİKER

Flörtün anlamını bilmiyoruz!

Uzun boylu, manken gibi güzel, başarılı, akıllı bir kadındı. Dört-beş aydır birlikte çalışıyorduk. Bir erkek arkadaşı vardı. Her gelişinde ilişkisi hakkında hikâyeler anlatıyordu. Çok romantik başlamıştı her şey. İlk günlerde saatlerce sohbet ediyor, birlikteyken zamanı unutuyorlardı. Sinemaya, tiyatroya gittiler. Yemekler yediler. Genç kadın uzun süre sevdiği adamla yakınlaşamadı. Cinselliğin yaşanmasından da tedirgin oluyordu. Sonunda o gün geldi. Ama her nedense, genç kadın bir bahane bularak onunla baş başa kalmaktan kaçındı. Aynı şey birkaç gün sonra yeniden tekrarlandığında, yine sevdiği adamla yakınlaşmaktan kaçındı. Olaydan bir hafta sonra ayrıldılar. Nedeni belli değildi. Yatağa girmediği için mi yoksa bir türlü duygularını ortaya koyamadığı, hep kendi içinde onları bastırdığı için miydi, ayırt edemiyordu. Sormak istedi, ama genç adam artık onunla konuşmuyordu. Merak içinde kaldı. Uzunca bir süre aklını kurcaladı. Sonunda pes etti. Birlikte bu kez flört etmek üzerine çalışmaya başladık. Bir başka kadın, bambaşka bir şehirden, bambaşka bir meslekten geliyordu. O da son derece entelektüel biriydi. Bir ortama girdiğinde bakışları kendi üzerine çekebileceğini çok iyi biliyordu. Onunla da uzunca bir süredir çalışıyorduk. Pek çok korkusunu ve olumsuz inancını söküp atmıştık. Artık hayatında güzel şeyleri deneyimleme aşamasındaydık. Fakat bir türlü istediği gibi bir ilişkiyi hayatına çekemiyorduk. Sonunda flört etmesi ve dişiliğini ortaya koyabilmesi gerektiğini düşündüm. Ve bu konuda çalışmaya başladık. Her ikisi de korkuyordu.

DOSTLUKLA SEVİŞMEK ARASINDA GENİŞ ALAN VAR
Türkiye'de flört etmesini bilmeyen ve bundan korkan pek çok kadın gibi onlar da ilk önce itiraz ettiler. Kaçmaya çalıştılar. Biraz zorladığımda gördüm ki aslında onlar da haklı. Flörtün ne olduğunu toplum olarak bilmiyoruz. Bu kelimeyi kullanmaktan bile kaçınıyoruz. Çünkü yanlış anlaşılır, diye korkuyoruz. Özellikle 25-30 yaşlarına kadar önemli sayılabilecek bir ilişki yaşanmamışsa, problem daha da artıyor. Çünkü ilişki yaşımız, normal yaşımızın altında kalıyor. Hoşlandığımız kişinin ağzından çıkan her sözü, çok ciddiye alma eğilimimiz artıyor. Onun hakkında yanlış, abartılı beklentilere girebiliyoruz. Bu da acı çekmemize neden oluyor. Tabii hoşlandığımız kişiyi de sıkabiliyoruz. Çoğu kadının bilinçaltında tuhaf bir yargı var. Bir erkek ya dosttur ya da onunla sevişmek ister. Ortası yoktur. Tıpkı bir bıçağın keskin yüzü gibi... Eğer dostluk alanından çıkarsanız, sanki aniden yatakta kullanılır ve sonra buruşturulup çöpe atılırmışsınız gibi bir korku var. Oysa, dostluk ve sevişmek arasında öylesine geniş ve rengârenk bir alan var ki... İşte orası flört edilen yer. Flört demek, kadınla erkeğin birbirini iyi hissettirmesi, tanıması, oyun oynayacak kadar çocuklaşması, duygularını özgürce ortaya koyması, eğlenmesi demektir.

FLÖRT KADININ KONTROLÜNDEDİR
Hatta flört aynı zamanda, kadınla erkeğin altyazılarla, bilinçaltı dilinde birbirine âşık olup olamayacağını anladığı dildir. Bir tür iletişimdir. Bu eğlenceli alanda ne kadar süre kalınacağına kadın karar verir ve bu, onun kontrolündedir. Korkmadan ve yatağa hemen girmeden bu alanda eğlenceyi aktif tutabilirse, erkek onun için yatırım yapmaya başlar. Manevi yatırımlar... Kadının kalitesi işte buradan belli olur. Rengarenk alanda flört edebilme yeteneği ve burada ne kadar uzun süre eğlenceli bir şekilde kalabildiğine bağlıdır. Sırf yatağa girmeyeceğim, diye hanım hanımcık olmaya çalışmakla değil. Ya da yatakta ne kadar mükemmel oluşuyla değil. Bu alandaki flört etme yeteneğiyle belli olur. O yüzden kimi zaman "Hemen yatağa girmem," diyen kadınlar da ucuz olabilirler. Kısacası, namuslarını korumak adına o rengarenk alanda flörtü keşfetmelerine izin vermediğimiz kızlarımızı, bazen ucuzlaştırabiliyoruz. Çünkü kendi cinselliğinden korkan, erkekler tarafından kullanılıp çöpe atılmaktan korkan kadınlar için hayat ya hep ya hiç olarak kalır. Ve günün sonunda kaçınayım derken, korktukları şeyi hayatlarına çekerler. Hem de acı bir şekilde... Korkusuz ve tabusuz bir hayat dileğiyle.

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.