SEDA DİKER

Maskenizi çıkartmaya cesaretiniz var mı?

İki hafta önce, yurtdışında bir eğitimdeydim.
Çiftlerin birbirine ne kadar yakınlaşabildiklerini, problemlerini nasıl çözmeleri gerektiğini görmek, öğrenmek istemiştim. Öyle ya, yıllarca evli kalıp hâlâ birbirlerine kalpten mesafeli olan bir sürü çift vardı.
Peki nerede hata yapıyorduk?
Bir sınıf dolusu kadın ve erkek düşünün.
Birbirinizi tanımıyorsunuz. İlk günün heyecanıyla özenle giyinmişsiniz. Vatkalı bir ceket, topuklu ayakkabılar, küpeler, makyaj... Erkekler de kendilerince statülerine uygun giyinmişler.
Birbirinizi tanımaya, tartmaya çabalıyorsunuz.
Derken, sınıfa eğitimci giriyor. Gülümseyerek, doğal ve olanca özgüveniyle. Sade ama huzurlu.
Dersin ilk saatinde hepimizi yuvarlak bir alanda oturtuyor. Üzerimizdeki elbiselerle tuhaf bir şekilde bağdaş kuruyoruz. Başlıyoruz tek tek, sırayla kendimizi tanıtmaya. Sıra bana gelene kadar içim içimi yiyecek. Gerçekten de insanlar tanıtım için konuşmaya başladıklarında, pek çok özellik sayıyor.
Ne kadar okuduklarını, neler başardıklarını, ne yollardan geçtiklerini, nasıl sevildiklerini tek tek sayıyorlar. Eğitmenimiz, dudaklarında hafif bir gülümsemeyle dinliyor.

ÖNCE MAKYAJINIZI SİLİN
Kimler, neler neler yapmışlardı. Acaba beni beğenecekler miydi? Sıra bana geldiğinde aniden eğitmen beni ayağa kaldırdı. Öylece 25 kişinin ortasında ayakta duruyordum. Herkes meraklı gözlerle bana bakıyordu. Acaba ellerimin titremesi anlaşılacak mıydı? Söyleyecek öyle çok şeyim varmış ki, konuşmamın ikinci yarısında bayağı gurur duymaya başladım. Tam yedi kez tüp bebek deneyerek, hiç yoktan bir evlat var etmiştim. 21 yıl evlilik sürdürüp, iyi bir eş olmuştum. Çok başarılı bir iş kadınıydım. Okumayı severdim, merak ettiğim konuyu dört dörtlük öğrenirdim. İki de kitap yazmıştım. Pek çok kişiye eğitim, kalabalıklara konferanslar veriyordum. Daha ne olsundu? Bir anda eğitmenimiz bana döndü ve "Çok teşekkür ederim.
Şimdi bizim için bir şey yapmanızı rica ediyorum," dedi. Çantasından bir ıslak mendil çıkartarak elime tutuşturdu. Diğer elime de ufak bir ayna verdi ve "Lütfen makyajınızı siler misiniz?" dedi.

EVLİ VE ANNE OLDUĞUNUZU UNUTUN
Kalbim atmaya başlamıştı. Bana herkesten daha değişik bir şeyler yapacaktı. Sildim. Biraz huzursuzlanmıştım. Devam etti: "Şimdi topuklu ayakkabılarınızı çıkartın. Hatta vatkalı ceketinizi ve küpelerinizi de..." Onları da çıkarttığımda iyiden iyiye canım sıkılmıştı. Karşımda kocaman boy aynası olduğunu fark ettiğimde çok şaşırdım. Sonra dedi ki, "İki kitap yazdığınızı ve eğitmen olduğunuzu unutun." Bana bir isim verdiler. Bu isimle hitap etmeye başladılar. Bu bir lakaptı. Sonra dedi ki, "Evli ve anne olduğunuzu da unutun." Bunu hiç canım istemiyordu. Bu bir statü müydü yoksa benim için?
Rahatsızlığım artıyordu. Etrafıma baktım. Pek çok güzel, uzun boylu, süslü, evli, başarılı insan bana, sadeleşmiş bana bakıyordu. Eğitmen devam etti: "Siz bir kadınsınız. Erkekler sizde bir kadın olarak neyi beğeniyorsa, o özelliklerinizi de bırakın şimdi.
Seksi ya da güzel olmaya çalışmayın." Biraz daha canım sıkıldı. "Ne kaldı geriye?" diye sordular.
Dizlerim titriyordu. Sadece içimdeki küçücük Seda kalmıştı. Ama sevilmediğini düşünüyordu. Birden ağlamaya başladım. Sevilmiyor, kendimi seviyordum muhakkak. Bütün maskelerim düşmüştü.
Gruptakiler tek tek önüme geldi ve bende neyi güzel bulduklarını, neyi sevdiklerini anlatmaya başladılar. Orada öylece olduğum gibi maskesiz sevilmek öylesine güzeldi ki, bu kez sevinç ve rahatlamaktan ağladım. Sonra beraber düşündük.
Hangimiz maskelerimizi takmadan sevdiklerimizden kabul görüyoruz? Maskeleri çıkartmaya cesaret ediyor muyuz? Paramız varsa, bunu kullanmaya kalkarlar, yoksa dışlarlar. Medyanın kabul verdiği fiziğe sahipsek güzeliz, başarılıysak daha gururluyuz.
Ama kalbimiz ve ruhumuz içeride kapalı kalmış.
Dersin sonunda, eşlerimiz ve sevdiklerimizle, maskesiz yaşamamız gerektiğini ve bunun için korkularımızı nasıl yenmemiz gerektiğini fark ettim.
Herkese maskesiz ve içindeki çocuğun kabul gördüğü bir yaşam diliyorum.

BİZE ULAŞIN