SEDA DİKER

Güvenmek ya da güvenmemek

İlişkilerde savaşmak, kötülüğe kötülükle karşılık vermek her iki tarafın da yenilgisidir. Oysa yapmamız gereken, korkmadan sevgiye, aşka teslim olabilmektir. Bu, hayata ve evrene güvenmektir

Siz hiç kendinizi en büyük aşkınıza rastlayıp sonsuza dek mutlu olmayı hayal ederken buldunuz mu? Her kim karşınıza çıkarsa çıksın, bir türlü kendinizi tamam ve bütün hissedemezsiniz. Hayatınıza pek çok kişi girer ve çıkar. Tatmin olmazsınız ama belirli bir güven duygunuz vardır. Bazen de aynı anda birden fazla kişiyle ilişki yaşar ya da bir ilişkiyi çabuk tüketir, diğerine geçersiniz. Sonra onu da tüketir, derinleşmeden bir yenisine atlarsınız. Bazen de aradığınız birkaç şeyi bir kişide, diğer birkaçını da başkasında bulur, iki ayrı partnerle bölünüp durursunuz. Günün birinde âşık olursunuz. O öylesine bir anda geliverir ki, sizi hazırlıksız yakalar. Önce çok güzel gider her şey. Sonra aniden kaçmak gelir içinizden. Bilerek veya bilmeyerek onu sabote edersiniz. Kimi zaman da aşkı çağırırsınız, ama o bir türlü gelmez. Aslında burada devrede olan egomuzdur. Egonun pek çok stratejisi vardır. Bunlardan en önemli iki tanesi son dönemde Türkiye'deki ilişkilerin geldiği son noktayı temsil ediyor. Ego bize lazım. Çünkü acı çekmemek için bizi korumaya çalışıyor. Ama bakın bize neler yapıyor. Âşık olduğumuzda sevdiğimize teslim olmaktan korkarız. Ya yalan söylerse? Ya güvenemezsek? Ya bizi yarı yolda bırakırsa? Ya aldatırsa? Ya terk edilirsek? Her şey iyi giderken birdenbire işler bozulursa? Mutluluğumuzu adeta bir başkasının ellerine teslim etmiş oluyoruz. Ve o da insafsız çıkabilir, öyle değil mi?

VE EGO DEVREYE GİRER...
İşte bu durumda sevgili ego devreye girer. Stratejisi şudur: İşler nasıl olsa kötü gidecek. Öyleyse ben önce davranıp bu işi sabote edeyim. Ve türlü türlü bahanelerle insana hata yaptırır. Çiftlerden biri hata yapıp kalp kırdı mı, diğeri de ona savaş açar ve o da hatalar zincirine devam eder. Bir başka ego stratejisi de böl ve yönettir. Yumurtaları aynı sepete koymak istemez. Tek bir kişide tüm aradıklarını bulmayı beklemek yerine pek çok kişide azar azar bir şeyler bulur. Canı acımasın diye... Bütün bunlar için bir tek varsayımı vardır: Mükemmel olanı nasıl olsa yaşayamam. Bunun altında bazen değersizlik, bazen kaybetme korkusu, çoklukla da ölüm korkusu bulunur. Oysa bir ilişkiyi pek çok paralel seviyeden yaşayabilirsiniz. Aynı kişiyle en yüksek mutlulukla ilişkiye başlayıp, korkularınızın dozuna göre en düşük ve mutsuzluk verecek seviyeye kadar düşebilirsiniz. Bu nasıl olur, bilir misiniz? Sevdiğiniz kişinin karanlık yanları, siz korkar korkmaz tetiklenir. Ve kötü davranışlar sergilemeye başlar. İşte o anda hangi paraleldeyseniz, iki yoldan birini seçme hakkınız oluşur. Birinci yol, onun davranışlarından etkilenmeden, kendi içinizde saf sevginize tutunarak yaşamak istediklerinizi yeniden yüksek seviyelere taşımak... İkinci yol ise onun davranışlarının girdabına kapılarak, kendi hatalı davranışlarınız ve öfkenizle cevap vermek.

DOĞAL OLARAK TEK EŞLİLİĞE DÖNÜŞ
Siz onunkine karşılık kendi karanlığınızı ortaya çıkarıp savaşmaya başladığınızda, artık bulunduğunuz gerçeklikte çakılır kalırsınız. Bir daha ilişki iyiye gidemez. Oradan sonra tek yön aşağı doğrudur. Savaşmak, kötülüğe kötülükle karşılık vermek işte bu yüzden her iki tarafın da yenilgisidir aslında... Oysa tek yapmamız gereken, korkmadan sevgiye, aşka teslim olabilmektir. Bu, aslında hayata ve evrene güvenmektir. Yeter ki inancımız kuvvetli olsun. Herkesin gerçek ve karşılıklı aşkı yakalaması ve doğal olarak, kendiliğinden tek eşliliğe dönebilmesi dileğiyle...


Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
BİZE ULAŞIN