ATİLLA DORSAY

DİKKAT: Tavuğu kesmek üzereyiz?

Sultanahmet bölgesi ve sorunları, benim eski ilgi alanımdır. Nasıl olmasın ki yıllar boyu tercüman-rehberlik yaptım, o yöreyi ve sorunlarını adım gibi bilirim. Bu nedenle, 1990'ların başlarında, yörenin Nurettin Sözen tarafından ilk trafiğe kapanma girişimleri sırasında, Sözen aleyhine hayli yazmıştım. Rehberliği yeni bırakmıştım, konuya hâlâ çok yakındım. O yazılar sonradan İstanbul'da Devri Sözen kitabımda yer aldı. Temel fikrim değişmedi: O yöreyi yayalaştırmak iyi gözüken bir fikirdir. Hele o yoğun trafiği, üst üste yığılmış otobüsleri görünce... Ama konu zordur, hassastır, belalıdır. Çünkü söz konusu olan turizmimizin kalbi bir bölgedir. Üstelik Kapalıçarşı da orada olduğundan, özellikle gruplar halinde kitlesel ziyareti zorlaştırmak, giderek engellemek, turizm gelirlerimiz açısından dramatik düşüşlere yol açabilir. Daha açık söyleyeyim: İstanbul turizmini öldürebilir. Sonunda Nurettin Sözen bile bunu yapmamış, tramvay yolu döşediği hattın bir bölümünde (Sultanahmet-Aksaray) trafiği yasaklamakla yetinmişti. Şimdi yapılan daha geniş kapsamlı, daha radikal bir uygulama. Ben kararın hemen ertesinde yöreyi ziyaret ettim. Taksiler bile yasaklandığından, valizleriyle yol ortasında kalmış turistlere, Four Seasons Oteli civarında grupları bırakıp, dönmek için o daracık sokaklarda inanılmaz manevralar yapan koca otobüslere rastladım. Ve anladım ki, bu tepeden inme bir karardır. Şimdiyse konu Yerebatan Sarayı'nın güvenliği açısından gündeme geldi. Böyle bir karar, Kültür ve Turizm Bakanımızın bir İstanbul ziyaretinde gözü otobüslere takılıp "Bre kaldırın bunları," demesiyle alınmaz. İyice etüd edilerek, her konuda çözümler aranarak, ilgili kurumların görüşlerine başvurularak alınır. Öyle yapılmadığı açıktır. O günlerde konuştuğum bakan, bana "Konuyu çok bilmiyorum, Başaran Ulusoy'la (TÜREB başkanı) konuşun," demişti. İyi ama sevgili Günay, niçin iyice incelemediniz, yerinde gidip görmediniz? Bu yaklaşım biraz da "Şu okullar olmasa bu bakanlığı ne iyi idare ederdim," diyen eski bir Milli Eğitim Bakanı'nı andırmıyor mu? Sultanahmet Meydanı elbette her isteyenin özel otomobilini bile bıraktığı bir yolgeçen hanı olmamalı, otobüsler elbette Topkapı'nın mahremiyetine dalmamalı. Ama bunu bir plan dahilinde yapmak gerekir: En yakın yerlerde yeterince yeraltı otoparkı açarak, benzinsiz araçlar sağlayarak, otobüslere ve taksilere park etmeden girip çıkma, ring yapma imkânı getirerek... Yoksa turizm denen altın yumurtlayan tavuğu kendi ellerimizle keseceğiz, haberiniz olsun...

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
BİZE ULAŞIN