Türkiye'nin en iyi haber sitesi
ATİLLA DORSAY

Madımak Oteli'nin hatırlattıkları

Aydın, Alevi ve solculara yönelik insanlık dışı dramın yaşandığı bir yerin, kamuya mal edilmesi, her koşulda 'illa da özelliştirme' diye tutturanlara bir ders oldu

Her şeyi özelleştirmeğe doğru kanat açmış, gidiyoruz. Örneğin kamunun elindeki son büyük-küçük araziler de satılıyor. Oysa kentlerimizin git gide gömüldüğü beton ormanları içinde, buraları son kurtuluş umudu değil mi? Oralardan gelecek üç-beş kuruş yerine, kitlelerin beden ve akıl sağlığı için buraları kamu hayrına kullanmak çok daha akıllıca olmaz mı? Müzelerin şimdilik gişeleri ve hediyelik eşya dükkanları özelleştirildi. Acaba sıra kendilerine mi gelecek? Çok yakında köprü ve otoyolların da özelleştirileceği söyleniyor. Hayırlısı olsun. Özelleştirmeye karşı mıyım? Hayır, katiyen... Katı, koyu bir devletçiliğin modası geçeli çok oldu. Rusya veya Çin, çoktan kapitalizme geçti. Castro'nun Küba'sı bile bu alanda yumuşak başlangıç yaptı. Devletin bürokrasisinden, işleri ağıra almasından, salla başını al maaşını zihniyetinden kurtulmak, yöneticilere inisiyatif vermek, çok daha akıllıca değil mi? Ama her zaman değil. Öyle durumlar vardır ki, kamu yararı çok daha önemlidir. Yukarıda verdiğim şehircilik örneğinin yanı sıra, en son Madımak olayı da bize bunu hatırlattı. Hiç unutmuyorum: 2 Temmuz 1993 gecesi, ülkenin her yanında bambaşka olaylar yaşanırken, örneğin biz Çeşme açıkhava tiyatrosunda mutlu-mesut Bryan Adams konseri izlerken, Sivas'ın göbeğindeki Madımak Oteli'nde meydan bir avuç provokatöre bırakılınca, tam 37 aydın kişi canlı canlı yakıldı. Aralarında ünlü ozanlar, yazar-çizerler de bulunan... Şimdi, böyle bir durumda kapitalizmin ünlü kuralları işler mi? Eğer millet demek aynı kaderi, aynı sevinç ve kederi paylaşan insanlar topluluğu demekse, biz özellikle aydınlara, Alevilere, solculara yönelik bu vahşi ve insanlık dışı dramın yaşandığı yerde, hiçbir şey olmamış gibi sıradan mülkiyet yasalarının işlemesini, orada kebap yenip eğlenilmesini onaylayabilir miyiz? Bırakınız dinsel, ideolojik veya siyasal bağlantılarımızı, ama sadece insan olmamız bile buna yeterince engel değil mi? Elbette öyledir. İşte bu yüzden bu kez kapitalizm yasaları unutulmuş, özel bir mekân, kamuya mal edilmiştir. Çok da iyi olmuştur. Bu örneğin, her koşulda illa da özelleştirme diye tutturan azgın ve sınırsız kapitalist mantık sahiplerine de bir ders olduğunu umuyorum.

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
SON DAKİKA