ATİLLA DORSAY

Beyoğlu sineması'nı yaşatalım

Biz Beyoğlu'nun tarihsel salonlarını kurtarma savaşımı verirken, nisbeten yeni olan Beyoğlu sineması da ayakta kalmaya uğraşıyor. Çünkü günümüzde tekelleşmeye giden dağıtım zinciri içinde bağımsız bir kimlikle kalmak ve de sanat ağırlıklı filmlerde karar kılmak, kolay iş değil. Bakınız önümüzdeki ayların programına: Bu haftanın Ken Loach filmi Meleklerin Payı'nı koskoca İstanbul'da tek başına sunmanın yanısıra, Ekim-Aralık arasında Bertolucci'nin Sen ve Ben, Haneke'nin Amour/Aşk gibi yabancı ve bizden de Babamın Sesi, Gözetleme Kulesi, Simurg, Tepenin Ardı gibi yerli ve ödüllü filmleri oynatacaklar. Bu tür salonlar, Batı'da devlet yardımı alıyor. Özellikle Fransa, ünlü Sanat ve Deney Sinemaları zinciri ve bunlara 50 yıldır verdiği destekle, bu tür sinemayı özel biçimde korudu. Nerede bizde böyle bir çaba... İsterseniz son sözü, sinema dostu ressam Balkan Naci İslimyeli'ye bırakalım: "İstiklal Caddesi'nde yıllardır bir Sinematek gibi çalışan, sinemacı kuşakları yetiştirmiş, bir okul olarak sevip saydığımız Beyoğlu sineması, yeni yıl başında borçları yüzünden kapanma tehlikesiyle karşı karşıya. Bizi yetiştiren kuruluşları koruyalım. Yok olmalarına izin vermeyelim. Beyoğlu Sineması aydınlık, perdeleri açık kalsın." Daha ne eklenebilir ki!

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
BİZE ULAŞIN