SAMİ TOSUN SAMİ TOSUN

'Sonuçta kültür seviyelerimiz belli!'

Gülferi Sarıgül'ün, üniversite mezunu olduğunu belirterek "Ersin'le sevgili olmaktansa köprüden atlarım,"demesine oyuncu Ersin Korkut alınmadı ama Sami Tosun alındı

Gülferi Sarıgül'ü tanır mısınız? Ben de bilmezdim. Daha sonra, geçtiğimiz günlerde, yaptığı tuhaf açıklamalar sayesinde tanıdım kendisini. Çok Güzel Hareketler Bunlar'da yıldızı iyice parlayan sempatik oyuncu Ersin Korkut'la çekilmiş fotoğraflarını internette yayınlamış, sevgili oldukları yönünde haberler çıkınca da, "Ersin'i severiz, arkadaşlarımla birlikteyken çağırırım, bir yemek ısmarlarım, maskot gibi bizi eğlendirir. Hayatımdaki yeri bu kadar... Sonuçta kültür seviyelerimiz belli. Ersin'le sevgili olmaktansa kendimi Boğaz Köprüsü'nden aşağıya atarım daha iyi. Ben üniversite mezunu sporcuyum. Asıl beni sinir eden Ersin'le yakıştırılmak ve çıkan asılsız bu haber yüzünden kendi özel hayatımın zarar görmesidir," diye açıklama yollamış gazetelere... Ya, işte böyle... Ersin kardeşimiz meseleyi pek vakur karşılamış ama bendeniz aynı vakarla yaklaşamıyorum olaya... Muhabbete bakın! 'Üniversite mezunu sporcu' hanım kızımız, 'ay' kendini az kalsın intihar edecekmiş! Ersin kardeşimizi maskot olarak kullanırmış; yakıştırılmak kendisini çok sinir etmiş... Kıl oldum abi! Sonuçta kültür seviyelerimiz belli! İşte böyle tuhaf bir memleket burası... Üniversiteler ne cevherler yetiştiriyor, görünüz. Efendim, kanaatim odur ki, devlet büyüklerimiz bu türden 'netice'lere bakarak, memleketimizdeki mevcut üniversite vaziyetini en başından gözden geçirmelidir. Evet kıymetli okur, parayı bastırdığınız anda '20'ye kadar sayabilmek için ayakkabılarını çıkaran' birini bile üniversite mezunu yapabileceğiniz bir memleket burası. Bir çobanla kendi oyunun bir olmaması gerektiğini samimi bir biçimde savunan dokuz çoban gücündeki mankenimiz de, bir zamanlar Televole'de kendisine uzatılan mikrofona Türkiye Cumhuriyeti'nin kuruluş yılını zikredemezken, güzide bir özel üniversitemizin tarih bölümünden mezun oluvermiştir. Aslanlar gibi... Tabii mezuniyetleriyle hava yapmayı çok seven bir camia da var. Mezuniyeti dışında bir meziyeti olmayanların sıkça başvurduğu alışkanlık budur. Ancak diplomanın açtığı kapıdan girebilen, insaniyet gerektiren durumlarda araya kaynamak için debelenen falanca dönem mezunları. Kolej ya da üniversite mezunları balolarının müdavimleri... "Aman bizim masaya gelmesin!" diye sakınılan cemiyet mantarları... Derdini paylaştığı kimse yoktur. İş hayatında fevkalade rekabetçidir. Kıyı kasabalarındaki filozof balıkçılar, gecekondu mahallelerinin muhabbetçi ağabeyleri, tek tekçi bilgeleri onun için ürkütücü yaratıklardır. Anlayamaz. Mesela bir İngiliz şirketinde orta kademe yönetici olmayı ve altındakilere eziyet ederken, ofis dışında olduğunu bildiren İngilizce otomatik elektronik posta gönderilerine sahip olmayı müthiş bir bahtiyarlık addeder... Evliliği bir 'proje'dir. 'Proje çocuk' yapar, kendine bile hayrı olmayan nesiller yetiştirmek için kamyonla para harcar. İlle de özel okullarda okutulan çocukların mezuniyetleri, popolarına yapıştırılan birer etiket gibi onların kimliği haline gelir. Maksim Gorki'nin Benim Üniversitelerim isimli yapıtını okumak mı? Çok banal! "Onlar gibi düşünmeye, onlar gibi yaşamaya, onlar gibi hissetmeye başlasanız da fark etmiyordu. Bu sefer de böyle davrandığınız için sizi kınarlardı. Onlar böyle insanlardı işte." (Gorki, Ekmeğimi Kazanırken) Neyse efendim, daha fazla 'solcu' gibi görünmek istemem, ideolojilere eşit mesafedeyim zira. Şu hayatı başıma bir iş gelmeden tamamlamak istiyorum ve bunu her şeye eşit mesafede durarak başarabileceğime inanıyorum. Benim de kariyer planım bu, ne yaparsınız!

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.