DİLEK GÜNGÖR DİLEK GÜNGÖR

Üç bankacıdan 2021 mektubu...

Kolay kolay unutamayacağımız 2020 yılını nihayet kapatıyoruz.
Halbuki sene başında ne ummuştuk, öyle değil mi?
Ekonomide yılın başında yavaş yavaş toparlanma emareleri belirmişken sosyal ve ekonomik hayat durdu. Dünya ekonomisi küçüldü, ticaret hacmi daraldı, turizm ve ulaştırma yavaşladı.
Türkiye de bundan nasibini fazlasıyla aldı.

Bu köşe yazısını aşağıdaki linke tıklayarak sesli bir şekilde dinleyebilirsiniz

Ekonomiyi ayakta tutmak için olağanüstü tedbirler alındı. Daralmanın ve istihdam kaybının en aza indirilmesi için kredi programları oluşturuldu. Şirketlerin ve vatandaşların acil kaynak ihtiyaçları uygun imkanlarla karşılandı. İhtiyaç sahiplerinin borçları yapılandırıldı. Nakit akış döngüsünde aksaklık olmaması için çaba gösterildi. İstihdam sağlayan sektörler desteklendi. Bu politikaların bir kısmı ise normalleşme başladıkça gevşetildi. Şimdi makas değiştiriliyor. Para arzında ve kredilerde sıkılaşmaya gidiliyor. Merkez Bankası fonlama maliyetini yükseltiyor. Piyasa mekanizmasının esas alındığı bir yaklaşım ortaya konuluyor.
Neden?
Çünkü, makro dengeyi sağlıklı hale getirmeye, TL'de istikrarı sağlamaya, öngörülebilirliği artırmaya ihtiyaç var.
Bunlar ne mi sağlayacak?
Aslında üç bankanın genel müdürü meseleyi özetliyor.
Ziraat Bankası Genel Müdürü Hüseyin Aydın, politika değişiklikleriyle makro dengelerin sağlıklı olarak kurulacağını, istikrarın tesis edileceğini, öngörülebilirliğin artacağını, bunun da TL tasarruf araçlarına talebi yükselteceğini söylüyor. Aydın'a göre, bu sayede, yurtdışından uzun vadeli yatırımcılar gelmeye devam edecek. TL talebinin artması ve mevduatın vadesinin uzamasıyla bankaların finansman imkanları çoğalacak. Aşının bulunmasına bağlı olarak salgının seyri azalacak, bu da küresel ekonomide toparlanmayı getirecek ve ekonomik faaliyet 2021'de daha iyi olacak.
İş Bankası Genel Müdürü Adnan Bali ise serbest piyasa ve hukuk alanında olumlu çizginin sürdürülmesi halinde başka jeopolitik streslere de maruz kalınmazsa işlerin düzelebileceğini vurguluyor. Bali'ye göre, işler iyiye gitmeli ki, ekonomi yönetiminin politikaları sürdürülebilir olsun. Bunun da kilidinin ters dolarizasyonda olduğunu söylüyor. Bali, borçların yönetilemeyecek pozisyonda olmadığını da vurguluyor.
Denizbank Genel Müdürü Hakan Ateş de Türkiye ekonomisinin salgın sürecini, sıkı para politikası, maliye politikası, dinamik özel sektör ve güçlü bankacılığın desteğiyle en az hasarla atlatacağına dikkat çekiyor. Eğitim, hukuk, vergi ve istihdam konusundaki yapısal reformların bir an önce devreye girmesi gerektiğinin de altını çiziyor. Ateş, takipteki kredi oranının 2021'de yükselse de bankaların sermaye yeterlilik oranları ve önden yüklemeli karşılıklar ile süreci yönetebileceğini vurguluyor. TL mevduatların da artmasını bekliyor.
Anlayacağınız, bankacıların söylediklerinin özeti şu...
2020 kötü bir yıl oldu ama yönettik, 2021'i de yönetecek gücümüz var.

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.