Mevlana'nın dediği gibi... "Dün dünde kaldı cancağızım, bugün yeni şeyler söylemek lazım."
Cemil Çiçek'le "dünü" uzun uzun konuştuk. Söz "bugünden" açılınca... Meclis Başkanı "Haydi" dedi ve bir "çağrıda" bulundu:
Tam da zamanı şimdi... Darbe hukukunu değiştirelim.
Anayasa... Siyasi Partiler Kanunu... Seçim Kanunu... Meclis İçtüzüğü... Siyasi özgürlükler... Dokunulmazlıklar... Hepsini birden ele alalım.
Bunlar darbe düzenlemeleri... Darbe hukuku.
Cemil Çiçek çağrısını yine "haydi" diyerek bitirdi.
Meclis Başkanı'nın izniyle... Biz "çağrıya" bir eklemede bulunalım:
"Hodri meydan!"
Toplanın... Bir araya gelin... Uzlaşın.
"Hepiniz" darbe hukukundan şikâyetçi değil misiniz?
Öyleyse... Hazır, Meclis Başkanı da konuyu gündeme taşımışken... "Darbe hukukunu" yırtın, atın.
Modern Türkiye'ye yakışır bir "sivil Anayasa... Sivil hukuk" yapın.
Ama göreceksiniz, çok kişi "binbir dereden su getirecek."
Pek çok çevre "ipe un serecek."
Cemil Çiçek'in çağrısı "toplumda karşılık bulacak" fakat ülke yönetiminde söz sahibi olanların oluşturduğu platformda "kucaklanmayacak."
Nedenleri ise... Hangi birini sayalım?
"Gıdasını" darbe hukukundan alan, "konumunu" darbe hukuku sayesinde koruyan o kadar çok "makam sahibi" var ki...

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
BİZE ULAŞIN