Türkiye'nin en iyi haber sitesi
ERHAN AFYONCU

Fahreddin Paşa mukaddes emanetleri yağmadan kurtardı

Fahreddin Paşa’nın 1917’de İstanbul’a göndererek düşmanın eline geçmesini önlediği 745 parça eşya ve yazma eserler Topkapı Sarayı Müzesi’nde muhafaza altına alınarak, yağmadan kurtarıldı

Osmanlı Devleti, 1517'de Haremeyn bölgesinin hizmetini üstlendi. Osmanlı padişahları bu tarihten sonra Mekke ve Medine'deki mukaddes saydıkları mekânlara hizmet edebilmek için birbirleriyle yarıştılar. Birinci Dünya Savaşı'nın çıkmasının ardından Osmanlılar'ın müdafaa ettikleri en önemli yerlerden biri de Haremeyn bölgesiydi. Mekke Şerifi Hüseyin'in isyan hazırlığına girişmesi üzerine Fahreddin Paşa, 1916 baharında Hicaz Kuvve-i Seferiye Kumandanı olarak Medine'ye gönderildi. Fahreddin Paşa asilerden önce Medine'ye ulaşarak savunma tedbirlerini aldı. Asileri püskürten Fahreddin Paşa, merkezle haberleşerek Medine'deki mukaddes emanetlerin İstanbul'a gönderilmesi için hazırlık yaptı. Bu önemli ve kıymetli eşyaların asilerin ve İngilizler'in eline geçme tehlikesine karşılık böyle bir çözüm bulunmuştu. Fahreddin Paşa üzerine önemli bir eseri yakında Yeditepe yayınevi tarafından yayınlanacak Süleyman Beyoğlu, araştırmalarında mukaddes emanetlerin İstanbul'a naklini araştırmalarında teferruatlı olarak anlatır.


EMANETLER İSTANBUL YOLUNDA
Osmanlı yönetimi 2 Mart 1917'de Fahreddin Paşa'ya mukaddes emanetleri tahliye etmesi emrini verdi. Fahreddin Paşa, Şeyhülharemeyn Ziver Bey'le bu nakil konusunun dini yönden bir sakıncısı olup-olmadığını konuştu. Ziver Bey'den ruhsat alınca Osmanlı padişahları tarafından Medine'deki başta Peygamberimiz'in mezarı olmak üzere birçok mekâna gönderilen elmaslar, avizeler, kandiller, şamdanlar ve yazma eserlerin bir kısmının nakli için hazırlıklara başladı. Ancak Ravza-i Mutahhara'da, yani Peygamberimiz'in mezarında bulunan kıymetli eşyaların ve yazma eserlerin bir kısmı olduğu yerde bırakılmıştı. Bunun sebebi Türkler'in büyük hürmet gösterdiği Ravza-i Mutahhara'nın boş kalmamasıydı. Nakledilecek kıymetli eşyalar ve yazma eserler tek tek kayda geçirilip, zabıt altına alındı. Zabtı, Fahreddin Paşa, Ziver Bey, Harem-i Şerif Hazinedarı Muzaffer Bey, Medine Muhafızı Basri Paşa ile Kurmay Başkanı Selahaddin Bey ve Bevvâb Şakir Ağa imzaladılar. Ardından eşyalar muhafazalı kutulara konulup, Hazret-i Nebevî damgasıyla mühürlendi. Muhafaza altına alınan eşyaların korunması için 2 binden fazla asker ayrılmıştı. Heyette Medine'de Osmanlılar'la birlikte mücadele eden Şerif Ali Haydar da vardı. Mukaddes emanetler 19 Mart 1917'de Şam'a nakledildi. 26 Nisan 1917'de Ziver Bey başkanlığındaki heyet Şam'dan İstanbul'a doğru yola çıktı. 25 Mayıs 1917'de İstanbul'a vardı.



TOPKAPI SARAYI'NDA
Mukaddes emanetlerin nakline büyük hassasiyet gösterilmişti. Bu yüzden heyetin İstanbul'a vardığı gün Meclis-i Mebusan Reisi Hacı Adil ve Heyet-i Âyan Birinci Reis Vekili Abdurrahman Efendi tarafından Topkapı Sarayı'nda kutular açılıp, kontrol edildi. 30 Mayıs 1917'de Bakanlar Kurulu'nda Şeyhülislam Musa Kazım başkanlığında Âyandan Serkarîn-i Şehriyârî Tevfik, Tarihçi Abdurrahman Şeref, Evkaf Müsteşarı Münir, Şeyhülharemeyn Ziver ve Hazine-i Hümayun Kethüdası Refik beylerden mürekkeb bir heyet kuruldu. Meclis-i Âyân, bu heyete üç kişi daha ilave etti. Bu heyet eşya ve yazma eserleri inceledi. Durumu iyi olmayan eserlerin tamirine karar verdi. Emanetler Hazine-i Hümayun'a teslim edilerek, Medine'ye iadelerine kadar koruma altına alındı. Eser ve eşyaların aslına uygun tamirleri için de müze çalışanları ve idarecilerinin bulunduğu bir heyet kuruldu. Heyet tarafından kontrol edilen eşyalar deftere tek tek kaydedilerek 12 Temmuz 1917'de Hazine-i Hümayun'a teslim edildi. Kontrol sırasında tamire muhtaç olan eserler de tespit edilmişti. Komisyon Medine'de kayıt altına alınan üç parça eşyanın bulunmadığını tespit etti. Yapılan incelemede bunların Harem-i Şerif'te kaldığı halde deftere şerh verilmediği anlaşıldı. Yapılan incelemelerin sonucunda 24 Kasım 1917'de eser ve eşyalar mahallerine iade olununcaya kadar Hazine'de saklanması kararlaştırıldı. Yazma eserler tamir edilip, temizlendi. 83 kitap tamir edilmişti. Bu kitaplar, Medine'deki I. Abdülhamid, II. Mahmud, Hacı Beşir Ağa ve Şeyhülislam Arif Hikmet Bey'in kurduğu kütüphanelerden getirilmişti. Çoğunluğu dini konulardaki 560 civarındaki yazma eserin, 95'i Mushaf-ı Şerifti. Bu eserler şu anda Topkapı Sarayı Müzesi Kütüphanesi'nde Medine Kitaplığı'nda bulunmaktadır. Kitaplardan sonra Şeyhülharem Hafız İbrahim, Harem-i Şerif Müdürü Mazhar Bey ve Evkaf-ı Hümayun Nazırlığı memurlarından teşkil edilen heyetle eşyalar elden geçirilip, temizlendi ve tamir ihtiyacı olanlar tamir edildi. İşlemleri biten emanetler 20 Mart 1918'de Evkaf-ı Müessesât-ı Aliyye Müdüriyeti tarafından hazineye teslim edildi. Günümüzde Topkapı Sarayı Müzesi'nde güven altında muhafaza ediliyorlar. Çöl Kaplanı Fahreddin Paşa, bu eserleri İstanbul'a gönderterek İngiliz ve asi Araplar'ın eline geçmesini ve yağmalanmasını önlemişti.




MUKADDES EMANETLER KAYBOLDU MU?
Türki ye'de tarihteki kurum ve şahıslara yönelik nefret ölçülemez boyuttadır. Nitekim bu yüzden kimisi devşirme vezirleri, kimisi de ittihadçıları kötülerler. Bu yüzden Fahreddin Paşa'nın İstanbul'a gönderdiği mukaddes ve kıymetli emanetler de ittihadçı düşmanlığı için kullanılmıştır. Mustafa Müftüoğlu ve en son Ekrem Buğra Ekinci gibi bazı yazarlar, mukaddes emanetlerin bir kısmının yolda ve bir kısmının Şam'dayken kaybolduğunu iddia etmişlerdir. Bunun için de Osmanlı Arşivi'nde olmayan bazı vesikaları ileri sürmüşlerdir. Biraz Osmanlıca bilen birisi bu belgelerin dilinin o döneme uymadığını rahatça anlar. Bunlar uydurma belgelerdir. Ayrıca Osmanlı Arşivi'ndeki vesikalardan herhangi bir kaybolmanın olmadığı, sadece üç eserin Medine'den gönderilmediği anlaşılmıştır. Mukaddes emanetlerle ilgili Osmanlı döneminde mecliste yapılan araştırmalarda da herhangi bir usulsüzlüğe rastlanılmamıştır.



745 PARÇA EŞYA VE YAZMA ESER
Fahreddin Paşa'nın İstanbul'a gönderdiği 745 parça eşya ve yazma eser şunlardan mürekkepti: Kur'anlar, dini kitaplar, ecza-yı şerife, Kur'an kapları, hilye-i şerif, örtüler, altın levha, tesbihler, rahleler, altın Tuğra, sancak başlığı, kılıç, kevkeb-i dürri ismini taşıyan elmas, altın askı, zümrütler, altın kandil askıları, altın kandil, altın şamdanlar, altın makas, altın gülabdan, altın buhurdanlar, başka güllapdan ve buhurdanlar, tepsi, altın çelenk, yıldız çiçek, altın iğneler, yaprak altın, pırlanta altın yüzük, gerdanlık, küpe, bilezikler, kemer ve kemertaşı, altın-gümüş zincirler, mücevherat kutusu, mücevherat çekmeceleri.

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
SON DAKİKA