ÜNAL ERSÖZLÜ EGE ÜNAL ERSÖZLÜ (EGE)

İzmir, küresel bir kent midir?

İzmir'in yetiştirdiği 'değer'lerden, gazetemiz Sabah'ın Genel Yayın Yönetmeni sevgili Erdal Şafak başta olmak üzere, son aylarda meslektaşlarımızca sık yöneltilen 'İzmir eleştirilerine' sağduyu ile yaklaşmak, üzerine düşünmek, İzmir'deki gazeteciler açısından önem taşıyor. Eleştirilere 'eleştirel' yaklaşım getirmek yerine, farklılaşan İzmir'i daha iyi anlamak için, bütüne katkıda bulunmak amacıyla yeni bir pencere açmak istiyorum. (İzmir eleştirilerinin 'İzmir sevgisinden' kaynaklandığını, eleştirilerin özünde 'sevilen özne' için duyulan kaygının öne çıktığını düşündüğümü, öncelikle vurgulamalıyım.) Bu yeni pencerede sormak istediğim ilk soru; "İzmir, küresel bir kent midir?" sorusudur.

* * *

"Küresel kent"
tanımlaması (Global City), ilk kez geçtiğimiz yıllarda Anthony King tarafından kullanıldı. King "Küresel Kentler" adlı kitabında, bu kavramı dünyanın 'kent gündemine' taşıdı. Ardından yine ünlü sosyolog Saskia Sassen, küreselleşme sonucu şekillenen yeni kentlere bakışını, diğer 'dünya kentlerinden' farklılaştırabilmek için, 'küresel kent' kavramını geliştirerek 'kentler sözlüğüne' soktu. Özetle 'küresel kentleri' dünyanın tüm büyük kentlerinden ayıran en önemli özellik, dünya ekonomik zinciri temel halkalarından biri olması. Elbette 'küresel kent' denilince akla ilk gelen kentler; New York, Londra, Tokyo, Paris gibi, Sassen'in de vurguladığı 'dünya finansının birbirine bağlı olduğu' kentler. Dikkat ederseniz, bu kentler birbirine ekonomik olarak bağlı. Hepsi nitelikli kentleşme örnekleri sergiliyor. Hepsi uluslararası finans yapılarının, evrensel şirketlerin merkezi olma özelliği taşıyor. Hepsi tüm dünya kentleriyle yoğun bir ulaşım ağına sahip. Hepsinde küresel ekonomiye eklemlenme açısından, çok farklı olanaklar var.
* * *

Dünyada küresel kentler sınıflandırılırken, çeşitli tanımlamalara da rastlıyoruz. Örneğin Türkiye'den sadece İstanbul'un 'küresel kent' sayılabileceği belirtiliyor. Bu alanda yakın yıllarda yapılmış araştırmalardan biri de "Alfa-Beta-Gama Dünya Kentleri" sınıflandırması. GaWC araştırma merkezinin, geçtiğimiz yıllarda 122 kentte ve 4 ayrı hizmet sektörünü konumlayarak yaptığı bu araştırmada, kentler sınıflandırılmıştı. Bu çalışmada amaç, küresel hizmet firmalarıyla, kentler arasındaki iletişimi ölçen "küresel ağ bağlanırlığı"ydı.
En yüksek puanı alan küresel kentler, Alfa Dünya Kentleri olarak tanımlanmıştı.
Londra, Paris, New York, Tokyo, Şikago, Frankfurt, Hong Kong, Los Angeles, Milan, Singapur, bu kentler arasındaydı. İkinci sıradaki Beta Dünya Kentleri'ni, San Fransisko, Sidney, Toronto, Zürih, Brüksel, Madrid, Mexico City, Sao Paulo, Moskova, Seul oluşturuyordu. Aralarında İstanbul'un da bulunduğu Gama Dünya Kentleri ise şunlardı:
* * *

Amsterdam, Boston, Caracas, Dallas, Düsseldorf, Cenevre, Houston, Cakarta, Johannesburg, Melbourne, Osaka, Prag, Santiago, Taipei, Washington, Bangkok, Pekin, Roma, Stockholm, Varşova, Atlanta, Barselona, Berlin, Buenos Aires, Budapeşte, Kopenhag, Hamburg, İstanbul, Kuala Lumpur, Manila, Miami, Minneapolis, Montreal, Münih, Şanghay.
Ayrıca 'dünya kent oluşum sürecinde güçlü kanıt gösteren kentler', 'çok güçlü kanıt taşıyan kentler', 'bazı kanıtlar taşıyan kentler' gibi ayrımlar yapıldı.
Örneğin Atina 'Çok güçlü kanıtlar taşıyan kentler' sınıfında ilk sırada yer alırken, İzmir zaten 122 kent arasında yoktu. İzmir'e bu pencereden bakarsak, başlıktaki sorumuza yanıt "İzmir -küresel kent- değildir" olacak. Ama İzmir, hem dev tarihsel mirası, hem de farklı büyüleyici özellikleriyle, eğer kentsel dönüşümünü de nitelikli noktaya taşırsa; yeni evrensel fırsatları kucaklayan, özel ve çok kimlikli bir kent olmayı sürdürecektir.
Bunun 'nasıl olabileceğine' dair yanıtı, hep birlikte inşa edeceğiz.

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.