Muhtemelen ilk Müslüman Hollywood aksiyon kahramanımız hayırlı uğurlu olsun. Zaten Hain kendini tipik dev bütçeli Amerikan filmlerinden ayırma isteğini gizlemiyor. Nitekim film başlangıçta, radikal İslami terör ve bu açmazın ABD tarafından 'Teröre Karşı Savaş' kisvesiyle nasıl köpürtüldüğüne dair yorumlarını bilmişçe değil, gayet sorgulayıcı şekilde yapıyor. Gerçi Sudan doğumlu, Körfez Savaşı'nda ABD ordusu için hizmet vermiş, inançlı Müslüman siyahi Amerikalı (Don Cheadle) karakteri, yine de tipik 'kahraman' açmazlarından muzdarip işte.
Barış ve huzur adına kaç masum gözden çıkarılabilir başlıklı ilahi ikilemiyle kıvranıyor ama varoluşçu hüznünün kökeni belli ki çocukluğundaki bir travmada, yani babasını kaybettiği bombalı saldırıda saklı.

Film takiye yapıyor

Papaz oğlu, Arapça ve İslam konusunda doktora sahibi ajanımız anlaşıldığı üzere bizimkinin Hıristiyan versiyonu biraz. Film, 'Amerikan gücünün miti'nin zayıflığından laf açıyor. Hatta teröristlerin eylemlerini nasıl bir adalet anlayışına sığdırdığına da yer veriyor ve meşhur Amerikan demokrasisiyle sistemin parçası olan halkın bizzat hükümetin yıkıcı kararlarınında da sorumlu olduğunu söyletiyor onlara.
Liberal de olsa Hollywood'dan beklenmeyen bu tavrın ipliği ise ilerleyen dakikalarda pazara çıkıyor. Hain aslında resmen 'takiye' yapıyor. İki yüzlü olan filmin ta kendisi! Tatlı su liberallerini okşayacak ufak tefek felsefi söylemler ve arada Arapça süslü bu klişe dram/aksiyon, çok geçmeden eleştirdiği 11 Eylül paranoyalarını bizzat yaşatmaya başlıyor. Sürekli İslamın barışçıllığından dem vurup, inancın doğasını sorgular gibi yaparken 'uyuyan hücre' mevzusuyla dön dolaş 'aramızdaki her bir Ortadoğulu vatandaş potansiyel terörist olabilir' klişesini besliyor resmen.
Zaten gerçeklik dozunu mevcut sıcak çalkantılarla birbirine bağlayan senaryonun, finalindeki terörün kökünü kurutma infazı da akıllara ziyan! Tevekkeli kahramanımızın yüzüne yapışan hüznün daha derin nedenleri varmış, anlaşılıyor! Arada havalı havalı Arapça attıran doktoralı FBI ajanımızın 'Selamünaleyküm'ü lafın sonunda söyleme sakilliği kadar bir iyi niyet var ortada. Bu sözde iyi niyet Amerikan demokrasisinin 'diğerine' anlayışını kutsarken, inancı vatanseverlikle buluşturma yanlışına saplanarak ayrıca pes dedirttiriyor!
BİZE ULAŞIN