FAHRETTİN ALTUN FAHRETTİN ALTUN

New York, New York olalı...

İki gündür New York'ta, Manhattan'dayız.
Şehir değil, açık hava hapishanesi!
Her yanımız polis, her yanımız demir parmaklık.
Kulağımda metal detektörlerinin tiz sesleri.
Trafik felç, yürümek tek çare.
Sahi Frank Sinatra burası için demişti değil mi?
"Bu avare ayakkabılar yola çıkmaya can atıyorlar, New York, New York" diye.
Atmasınlar da göreyim.
Kalırsın kaldığın yerde, avare avare bakar durursun!
***
Birazdan, yazımı tamamlar tamamlamaz Birleşmiş Milletler binasına doğru yola çıkacağım.
Bu, BM'nin 72. genel kurulu.
Genel kurul gündeminde nükleer silahsızlanma, iklim değişikliklerinin küresel ve bölgesel yansımaları ve sürdürülebilir kalkınma gibi konu başlıkları yanında Kuzey Kore füze krizi, Myanmar sorunu, Suriye iç savaşı, DEAŞ'la mücadele, Kuzey Irak'ta 25 Eylül'de yapılacağı söylenen referandum gibi spesifik mevzular da gündeme gelecek.
***
Cumhurbaşkanı İstanbul'dan New York'a hareket ederken havaalanında "BM Güvenlik Konseyi'nin reform ihtiyacını bir kez daha uluslararası kamuoyunun gündemine taşıyacağız" demişti.
Şu ana kadar da bütün muhataplarına bunu iletti.
Şimdi sıra bu mesajı BM Genel Kurulu'nda vermekte.
Bir kez daha dosta düşmana karşı "dünya beşten büyüktür" diyecek.
Fakat Cumhurbaşkanı Erdoğan sadece BM'nin reform ihtiyacına dikkat çekmeyecek.
Aynı zamanda Arakan Müslümanlarının yaşadığı trajediye, Suriyeli mültecilerin konumuna, Kuzey Irak'ta oynanan tiyatroya, terörle mücadeledeki iki yüzlülüklere de değinecek.
Elbette Erdoğan konuştukça yine birilerini üzecek.
Zira birilerinin ayaklarına basacak.
Küresel düzlemde sergilenen kötücül planları deşifre edecek.
O mertçe konuştukça birilerinin canı yanacak.
***
Dikkatinizi çekiyor mu?
Bu olmasın diye, Erdoğan BM toplantısına katılmasın diye birkaç yıldır ne çok uğraşıyorlar.
Her türlü yola başvuruyorlar.
FETÖ'cüler başrolde, Batı'nın derin yapılarıyla işbirliği halinde operasyona girişiyorlar.
İşbirliği dediysem onlara maşalık yapıyorlar.
"Gelemez, gelirse dönemez" diye propaganda yapıyorlar.
Bu propagandaya her cenahtan gayrı milli unsurları dahil ediyorlar.
Erdoğan'ı sindirmeye çalışıyorlar.
Başaramıyorlar.
Her seferinde hevesleri kursaklarında kalıyor.
Erdoğan'ın güvendiği ne?
Önce Allah, sonra halk.
Burada onu birçok liderden ayıran en önemli özellik halkının ona karşı duyduğu güven ve sevgi.
Bu güven ve sevgi siyasal desteğe dönüşüyor.
O siyasal destek de Erdoğan'ın gayret ve becerisiyle güçlü ve meşru bir iktidar olarak tecessüm ediyor.
***
Ben şimdi yola revan olayım.
Allah bir mani vermez ise yarınki yazımda Cumhurbaşkanı'nın BM Genel Kurulu'nda verdiği mesajları analiz etmeye, oradaki gözlemlerimi sizlerle paylaşmaya çalışacağım.
BİZE ULAŞIN