FAHRETTİN ALTUN FAHRETTİN ALTUN

Zor oyunu bozar

New York'taki son günümüzde Cumhurbaşkanı Erdoğan "Cuma ve cumartesi gününü iyi izleyin" demişti. Gerçekten de doludizgin geçti o iki gün.
Önce Milli Güvenlik Kurulu, ardından Bakanlar Kurulu toplandı. Sonra da TBMM'de Suriye ve Kuzey Irak tezkeresi kabul edildi. MGK'nın da, Bakanlar Kurulu'nun da TBMM'nin de verdiği mesaj netti: Kuzey Irak yönetimi bu tehlikeli yoldan dönmez, bu kaos planından vazgeçmezse bu takdirde Türkiye bütün güç unsurlarını kullanarak sürece müdahil olur.
Hükümet sözcüsü Bekir Bozdağ Bakanlar Kurulu toplantısından sonra son derece net konuştu. Bozdağ "Türkiye olarak son bir kez daha Kuzey Irak bölgesel yönetimine çağrıda bulunuyoruz, aklı selim ile hareket edin. Bu referandumdan vazgeçin" dedi. Bozdağ'ın Bakanlar Kurulu sonrası yaptığı açıklamalar Türkiye'nin sadece referandumun ertelenmesini değil, iptalini istediğini de ortaya koyuyordu. Başbakan Binali Yıldırım da "Referandum ısrarının elbette bir bedeli olacak" dedi ve "Bu konuda Türkiye ikili anlaşmalardan doğan haklarını kullanmaktan çekinmeyecektir" mesajını verdi. Diğer yandan cumartesi günü Irak Genelkurmay Başkanı Ankara'ya geldi ve Türk mevkidaşı ile görüştü.
Ne yazık ki aynı gün acı bir olay yaşandı ve Kuzey Irak sınırında konuşlanan PKK'lı teröristler Şemdinli askeri üs bölgesine doçkalarla saldırdı ve biri asker, biri işçi iki kişi şehit oldu, iki kişi de yaralandı.
***
Bugüne kadar Mesud Barzani her fırsatta "referandumdan vazgeçmeyeceği"ni vurguladı ve referandumu "Kürtlerin kendi kaderini tayin hakkı"yla ilişkilendirdi.
En büyük aldatmaca tam da burada karşımıza çıkıyor esasında. Son dönemde ayrılıkçı ve pan-Kürdist hareketlerin hepsi bu söyleme sığınarak faaliyet göstermeye çalışıyorlar. Görüyoruz ki bu noktada Barzanicilik yahut Apoculuk arasında pek de bir fark yok.
İçinde bulundukları devletin egemenlik hakkını ihlal ettiklerini ve uluslararası sözleşmeleri yok saydıklarını elbette biliyorlar. Fakat şu an bölgenin içinde bulunduğu kaosu bir fırsat olarak görüyorlar. Nasıl ki Türkiye'de PKK Suriye krizini bir fırsat olarak gördüyse şimdi de Barzaniciler bu krizden faydalanmanın yoluna bakıyorlar. "Hazır İsrail'in desteğini de arkalarına almışken" ve Suriye'de taşlar yerine oturmamışken kendilerine Irak'ta yeni bir devletçik inşa etmenin derdine düşüyorlar.
Ne gariptir ki bu hamle gün sonunda Barzanicilerin tasfiyesine, Apocuların önünün açılmasına hizmet edecek bir hamle! Bu oyunu kuranlar elbette bunu da hesap ediyorlar.
***
Bugün kritik gün. Eğer Barzani bu maceradan vazgeçerse ne ala. Fakat bu hiç de kolay görünmüyor. Bu takdirde Türkiye'nin sürece müdahil olması kaçınılmaz. Zira bu tehdit, ertelenebilir yahut görmezden gelinebilir bir tehdit değil.
Stratejistler devletlerin kendi sınırları dışında askeri operasyon yapmadan önce şu 7 soruyu sormaları ve hepsine birden olumlu cevap vermeleri gerektiğini söylerler.
Ülkenin hayati ulusal çıkarları tehdit ediliyor mu?
Açık ve ulaşılabilir bir hedefimiz var mı?
Riskler ve maliyetler bütün yönleriyle analiz edildi mi?
Şiddet dışı bütün siyaset araçları tüketildi mi?
Makul bir çıkış stratejimiz var mı?
Bu operasyona kamuoyu destek veriyor mu?
Uluslararası kamuoyu desteği söz konusu mu?
Ankara'nın bu sorulara bir cevabı var görünüyor. O yüzden Cumhurbaşkanı çok net konuşuyor. Ne yazık ki Kuzey Irak yönetimi bu netliğin farkında değil. Kendi bilir. Ne demişler, zor oyunu bozar!
BİZE ULAŞIN