ALİ GÜLTİKEN

Kartal’a çakma Ferrari!

Ferrari çok önemli bir markadır. Tüm dünyada ölçüm yapsanız, en fazla bilinirliği olan markaların ön sıralarında yer alır. Tanınmışlığının yanında, çok da tutkunu vardır. Bu insanlar bu markanın tüm detaylarını renk skalasına kadar tüm değişikliklerini takip eder ve heyecanlarına ortak ederler. Bu sevgilerine karşılık da çok yüksek bedeller ödeyerek bu markaya kavuşmanın egosunu ve ayrıcalığını yaşarlar. Beşiktaş'ta son günlerde transfer gündemi bu markanın eşdeğer futbolcu ismi Ferrari ile yoğun bir şekilde hareketlendi. Ardından transferı sonuçlandı. Sonuçlanırken de özellikle önüne yıldız kelimesi yerleştirilmek için çok büyük bir çaba sarfedildi. Şunu açıkça biliyoruz ki, yıldız bir oyuncu transfer edeceksiniz, zaten onun yıldız olduğunu anlatmak gereğini duymazsınız. Onun geçmişten gelen kariyeri zaten onu oraya koyar. Böyle bir geçmişi olmadığı için ve geçen sene transfer edilen Sivok ve Zapo'dan çok büyük bir farkı olmadığı için böyle bir ihtiyaç kendini ciddi şekilde göstermiş görünüyor. Everton ve Genoa'dan alınan bilgilere ve izlenen maçlara göre oyuncunun top kullanma kabiliyeti sınırlı. Yani geriden oyun kurabilme yeteneği eksik. Bu konuda takıma katkısı olmayacak.
Bunun dışında oyuncu, baskı altında panikleyebilen bir karakterde. Bu da demek ki, baskı altında oynarken bu bölgede Beşiktaş'ın eksiği olan liderlik özelliğini ortaya koyabilecek bir oyuncu değil.

45 TRİLYONLUK FATURA
Boy olarak eldeki Zapotoncy, Sivok ve Toraman'dan da bir farkı yok. Demek ki Gökhan'dan boşalan uzun boylu stoper eksiğini de kapatamayacak. Tüm bunlara rağmen dünyanın hiçbir yerinde etmeyeceği bir bonservis bedeli olan 4.5 milyon Euro ve takımda hiçbir yıldız oyuncunun almadığı yıllık 2.5 milyon Euro ile üstelik 4 yıllık bir mukaveleyle transferi gerçekleştirildi. Bu oyuncuyu almak yalnızca kendisine ödenenle sınırlı değil. Buna yer açmak için geçen sene 4.5 milyon Euro bonservis bedeli ödenip alınan Zapo ve bugün almaya kalksanız en az 4 milyon Euro ödeyeceğiniz Gökhan'ın maliyetlerini de eklerseniz bu oyuncu için Beşiktaş'ın gözden çıkardığı rakamın yaklaşık 45 trilyona geldiğini dehşetle görürsünüz.
Bu bedeller karşısında bize de, "Bu kadar tanınmayan, marka değeri olmayan, takıma eldekilerden farklı bir katkısı olmayacak sıradan bir çakma Ferrari'yi kendin transfer ettin diye zorla yıldız yapma çabası ile bu bedelleri "Beşiktaş camiasına ödetmeye değer mi?" diye sormak düşer.
Bugünkü Diğer Yazıları
BİZE ULAŞIN