YÜKSEL AYTUĞ YÜKSEL AYTUĞ

İnsan olmaktan utandığım anlar

İnsan ırkına mensup olmaktan bu kadar utandığım bir başka zamanı daha hatırlamıyorum. Cuma gecesi tüm dünya televizyonları ile aynı anda yayına verilen NTV'deki "Yuva" adlı muazzam belgeseli izlemek için ekran karşısına geçtim. Belgesel, tam üç yılda hazırlanmıştı. Dünyanın muhteşem güzelliklerini gökyüzünden görme ve algılama imkanı veriyordu insanlığa... Zümrüt ormanları, uçsuz bucaksız okyanusları, yanardağları, buzulları, stepleri ve buralarda yaşayan milyonlarca canlı türünü izlerken aklımdan şöyle geçirdim: "En koyu ateiste bu belgeseli izletin, 10 dakika içinde imana gelmezse ne olayım..." Zira bu güzelliklerin kendiliğinden oluşmasına ve bu inanılmaz düzenin "bir merkezden yönetilmeden" işlemesine olanak yoktu. Ama dakikalar ilerledikçe bu güzelliğin insan eliyle nasıl mahvolduğu ekrana yansımaya başladı. Dünya denilen "yuva"mızı el birliğiyle dağıtıyorduk. Havasını kirletiyor, suyunu tüketiyor, diğer canlı türlerine yaşama hakkı tanımıyorduk. Dünyanın akciğeri yağmur ormanlarını kesip, yerine tarla açıyor, burada yetiştirdiğimiz soya fasulyesini hayvan yemi olarak kümeslerde kullanıyorduk. Doymaz açlığımız, sonu gelmez tüketiciliğimiz bizi hızla "sona" doğru götürüyordu. Amerika'da bir tarlayı ilaçlayan sarı tulumlu köylüler gördüm. Sanki tarım yapmıyor da, bir kimyasal laboratuarda çalışıyor gibiydiler. Bizi besleyen toprağımızı zehirliyorduk... Hiçbir hayvan "yuvasına" böyle pislemiyordu. O an kendimi "süne zararlısından" daha zararlı hissettim... Bu belgeselin niye tüm dünya televizyonlarında aynı anda gösterildiğini, izleyince anladım. Zira artık insanları çevre duyarlılığı için "dürtmek" bir işe yaramıyordu. Herkesin kafasına aynı anda bir "balyoz" indirilmeliydi ki, uyanabilsinler... Belgesel, işte bu etkiyi yaratmak için on yıllar boyunca tasarlanmış ve üç yılda tamamlanmıştı. Bana göre bugüne kadar yapılmış "en etkili" çevre hareketiydi. Evet, uzmanların hesaplamalarına göre önümüzde bu felaket döngüsünü durdurabilmek için sadece ve sadece 10 yılımız var. Eğer bu 10 yılı da "Bana ne?" diye geçirirsek, geriye dönüşümüz olmayacak. Yani artık karamsar olmak için bile vakit yok!.. Bu belgeselin her gün bir başka kanalın prime time kuşağında yayınlanması lâzım. Başka çare yok!..
BİZE ULAŞIN