TURKCELL İMSAKİYE
TURKCELL İLE RAMAZAN
YÜKSEL AYTUĞ YÜKSEL AYTUĞ

Bu dünyadan bir "Barış" geçti...

Korkarak, çekinerek, hüzünle beklediğim o gün yine gelip, çattı... Yarın sevgili Barış Akarsu kardeşimin doğum günü... Ve o kahreden kazanın da ikinci yıldönümü... Yarın yazı günüm değil. O yüzden, benim gibi sevgili Barış'ın ölümüne hâlâ inanamayanlarla bugün paylaşacağım duygularımı... Yarından itibaren Amasra'da Barış Akarsu Kültür ve Sanat Festivali başlayacak. Sevenleri bir kez daha onun ateş yakıp, gitar çalıp, şarkı söylediği sahillere koşacak. Ünlü sanatçılar bir kez daha onun şarkılarına nefes verecekler. Onunla "Yalancı Yarim" setini paylaşan oyuncu dostları o güzel günleri anlatacaklar... Ben de, kısmet olursa, aramızdan ayrıldığı 4 Temmuz'da Fatiha okuyup, toprağına bir karanfil koymak için kabrinin başında olacağım. Barış'a hayran İngiliz ailenin "Barış" adını verdiği bebek, bir buçuk yaşına geldi. O hüzünler yavrulayan günün üzerinden ise tam 2 yıl geçti. "Zaman her şeyin ilacı" derler ama "Barış'ı anlayanlar" için saatler 4 Temmuz'da durmuş gibi... Bıraktığı boşluk dolacak gibi değil... Neredeyse her yıl genç şarkıcılar piyasaya çıkıyor, konserler veriyor, televizyon programlarına katılıyorlar. Ama ne yalan söyleyeyim, "Barış'ın ışığı" ile karşılaştırdığımda, mum kadar bile aydınlatmıyorlar... Barış, samimiyet demekti... Mütevazılığın en "rafine" haliydi. Ondaki insan sevgisi "yapıştırma" değildi, hamurunda vardı... Genç yaşında kendini lösemili çocukların geleceğine adaması bu yüzdendi. Cebindeki üç kuruşu, hiç tereddüt etmeden ihtiyacı olan ve o güne dek hiç tanımadığı herhangi biriyle bölüşecek kadar "katıksız insan"dı. Böyle "yürek adamları" sık yetişmiyor. Yetişeni de Yüce Yaradan bu dünyada kirlenmesine izin vermeden alıyor yanına zaten... İyi ki doğdun Barış kardeşim, iyi ki doğdun... Hepimiz gibi senin de bir doğumun, bir "ecelin" vardı... Ama söylesene güzel kardeşim, ne "acelen" vardı?..
BİZE ULAŞIN