YÜKSEL AYTUĞ YÜKSEL AYTUĞ

Amasra'da bir avuçtuk

İçim acıdı, yüreğim burkuldu... Cumartesi günü Amasra'da sevgili Barış Akarsu'nun kabrinde sadece 50 kişiydik. Posterinin ardından şarkılarını söyleyerek yürüyen insanlar bir avuçtu... Bir belediye kamerası ve bir ajans foto muhabiri dışında medyadan eser yoktu. Sanatçı dostlarından (!) rol arkadaşlarından (!) televizyon yöneticilerinden, yapımcılardan da... Oysa iki yıl önce yattığı hastanenin önünden saat başı canlı yayın yapılıyordu. Televizyonların naklen yayınladığı cenaze töreninde insanlar bırakın caminin avlusunu, Amasra'nın sokaklarına sığmamışlardı. Etrafıma bakındım. O elli kişinin çok büyük bir çoğunluğu İstanbul'dan Ankara'dan, Kars'tan hatta İran ve İngiltere'den gelen Barışseverlerdi. Amasralılar yoktu. Balkonlarından şaşkın şaşkın korteje bakan birkaçı dışında ilgisizdiler. Oysa o Barış, Amasra'yı bütün Türkiye'ye hatta dünyaya tanıtan kişiydi. Keşke "vefa" sadece bir boza markası olsaydı. İnsanlar bir dikişte "vefa" ile dolsaydı... Bir kolumda annesi, bir kolumda anneannesi vardı. Babası yoktu törende Barış'ın... Köyde kalmayı tercih etmişti. Bu hazin tabloyu çok önceden görmüş, şahitlik etmek istememişti. Kırgındı Selahattin Amca, kızgındı... Kim bilir belki ben de olmayacağım seneye Amasra'da... Anılarımda Barış'ı hep kalabalıkların içinde yaşatmak için... (İyi gün dostları kan uykusundayken, ortada kalan festival organizasyonunu son anda kurtaran Amasra Belediye Başkanı Mehmet Emin Timur ve Barış için Amasra'ya gelip konser veren Mişa ve Murat Boz'a yürek dolusu teşekkürler)


BİZE ULAŞIN