YÜKSEL AYTUĞ YÜKSEL AYTUĞ

Ne kadar şanslıymışım?

NIP/TUCK dizisinin e2 kanalındaki beşinci sezon tekrarlarını gözümü kırpmadan izliyorum. Arada CNBC-e'de kaçırdığım bölümler çıkınca, keyfim ikiye katlanıyor tabii... Geçen hafta bir televizyon eleştirmeninin dramını anlatan bölümü izlerken ne kadar şanslı olduğumu düşündüm. Bizim yakışıklı estetik cerrahlarından biri, dizi teklifi alıyor. İlk bölümün yayınlanmasının ardından Los Angeles Times'ın televizyon eleştirmeni, bizimkinin oyunculuğunu yerden yere vuran bir yazı yayınlıyor. Herkesle alay etmesiyle tanınan, kimseyi beğenmeyen ve yüzünü hiç kimsenin görmediği eleştirmenin yazdığı hakaret dolu satırlar, bizimkini çok sinirlendiriyor. Eleştirmenin takıldığı bara gidip, onu bulunca o satırların "kompleksten" kaynaklandığını hemen anlıyor. Zira karşısındaki adam bir hilkat garibesine benziyor. Bizim cerrah bu durumu adamın yüzüne vurup, gidiyor. Ertesi gün o eleştirmen, doktorun muayenehanesine geliyor ve "Lütfen beni güzelleştirin" diyor. Karşılığında da köşesinde doktorun oyunculuğunu öven bir yazı vaat ediyor. Gittiği bardaki garson kıza nasıl tutkun olduğunu ama çirkinliği yüzünden ona açılamadığını, mutsuzluğunun bundan kaynaklandığını anlatıyor. Estetik operasyon çok başarılı geçiyor. Eleştirmen, kendisini yeniden hayata döndüren doktoruyla birlikte aynı bara gidiyor tam garson kıza açılacakken, daha önce hakkında ağır eleştiriler yaptığı, kişiliğiyle oynadığı genç bir aktör bizim eleştirmenin yanına geliyor ve elindeki kaynar kahveyi adamın estetikli yüzüne boca ediyor!.. Sonuç: Bizim eleştirmen kör oluyor... Şimdi neden yazıya bu başlığı verdiğimi anladınız mı? Evet şanslıyım. Ama çok çirkin olmadığım için değil. Eleştiri yaparken kimsenin haysiyetiyle oynamadığım için...

BİZE ULAŞIN