YÜKSEL AYTUĞ YÜKSEL AYTUĞ

Her eve şömine

Digitürk, 3 yıl önce harika bir uygulama başlatmıştı. Dijital platformdaki radyo yayınları sırasında muhteşem bir tropikal akvaryumdan canlı yayın yapılıyordu. İnsanlar böylece bir yandan müzik dinlerken, bir yandan da akvaryumdaki rengârenk balıklara bakıp, ruhlarını dinlendiriyordu. (Hatta ben akvaryumdaki balıkların hareketlerinden, onların karakter tahlillerini yapmaya başlamıştım. Mesela parlak sarı renkli, uzun olanı, kameralardan nefret ediyordu. Diğerleri dudaklarını büzüp, yüzgeçlerini titreterek adeta poz verirken, o hep transit geçiş yapıyor, ekranda en fazla bir saniye kalıyordu. Bir de iri kafalı sarı-lacivert olanı, sarı-kırmızı olanı sürekli kovalıyordu. Ezeli rekabetin en ıslak hali...) Digitürk, karakışın gelmesiyle uygulamayı değiştirdi. Şimdi radyo kanallarını açanlar, karşılarında muhteşem bir şömine görüntüsü buluyorlar. Kor haline gelip, çıtır çıtır yanan odunlar sayesinde insan psikolojik olarak ısınıyor. Hele plazmayı yere indirip, ışıkları da kapadınız mı, romantik ortam için her türlü "alt yapı" hazırlanmış oluyor. Ben bu uygulamadan "Kurtlar Vadisi: Pusu" sayesinde haberdar oldum. Geçen haftaki bölümde Zaza Şeref, salonunda kocaman bir şömine yanmasına rağmen, televizyondaki şömine görüntüsünün önüne gelip, ellerini ekrana uzatıyor, arada bir sırtını dönüp, "kaidesini ısıtıyormuş gibi" yapıyordu. Yardımcısı Cevher de, "Ağam hakikisi varken, niye televizyondaki şömineyle ısınıyorsun?" diye hayretle soruyordu. Doğalgazın, fuel oilin, odunun, kömürün ateş pahası olduğu şu günlerde "ısınmanın sanal halini" icat eden Digitürk'Çüler eminim vatandaştan pek çok hayır duası alıyordur...
BİZE ULAŞIN