YÜKSEL AYTUĞ YÜKSEL AYTUĞ

Bir cümleye sıkışan dram

Türkünü Söyle yarışmacısı Havin'in başvuru formundaki bir ifade kafama takılmış, gazetecilik refleksimi tetiklemişti. Havin, "Ailem olarak sadece annemi ve anneannemi tanırım" demişti ilk söyleşisinde. Yani babasını "yok" saymıştı. Bu tür yarışmalarda adayların özel hayatlarının öne çıkmasını sevmem. Ama araştırdığımda gördüm ki, Havin'in "özel" durumunun arka planında irdelenmesi, topluma doğru mesaj verilmesi gereken çok önemli bir sosyal çarpıklık duruyor. Meğer Havin'in babası, kız çocuğu olduğunu görünce, aileyi terk etmiş. (Bu tamamen, Havin'in ifadesidir.) Bilirsiniz, Anadolu'nun bazı bölgelerinde ebeveynlere sorduklarında kız evlatları saymayıp, sadece erkeklerin sayısını söylerler. Kız evlat ne yazık ki "evlattan" sayılmaz. İşte bu çağdışılığın nasıl büyük aile dramlarına yol açtığını göstermek, bunun altını kalın bir çizgiyle çizmek için "Türkünü Söyle" gibi ağırlıklı olarak Anadolu'ya hitap eden bir programı "fırsat" bildim. Yaptığımdan pişman değilim. Hele ki "Haydi Kızlar Okula" kampanyasından önce, "Haydi ebeveynler, kız evlatları gönlünüze" kampanyasının başlatılması gereken bir coğrafyada... Yarışma sırasındaki bu diyaloğun Havin'e avantaj sağladığını düşünenler olabilir. Hemen söylemeliyim ki, bu diyalog yaşanmadan önce zaten Havin'in o akşamki türküsü en fazla SMS alan performanstı. Bunu noter ile birlikte oyları takip etmekle görevli yapım sorumlusundan yarışma sonrasında bizzat öğrendim. Yani "Havin'i mağdure yapıp parlattılar" gibi bir sığ düşünce, kızın "bileğinin hakkıyla elde ettiği" başarıyı hiçe saymak anlamına gelir ki bu büyük bir haksızlık olur. Bilinsin istedim.

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
BİZE ULAŞIN