YÜKSEL AYTUĞ YÜKSEL AYTUĞ

Selamsız Bandosu

Televizyorda bir reklam var, her izlediğimde uzun uzun düşüncelere daldığım... Bir demiryolu çalışanı, üniformasıyla trende. Memleketine yaklaşırken cep telefonundan yakınlarını arıyor. "İki saat kaldı... 45 dakika sonra oradayım" filan diyor. Sonunda tren yolunun yanında biriken kalabalığa yaklaşıyoruz. Sanıyoruz ki, adam inecek, karısı, çoluk çocuğu, akrabaları ile kucaklaşıp bayramlaşacak... Ama öyle olmuyor. Tren, tıpkı "Selamsız Bandosu" filminde olduğu gibi duraksamadan yoluna devam ediyor. Çünkü bizimkinin yaşadığı köyün orada tren istasyonu yok. Adamcağız bir kamu çalışanı... Bayram günü de mesai yapıyor. O nedenle sevdikleriyle sadece telefonda hasret giderebiliyor. Reklam, kamu çalışanlarına yapılan özel indirim müjdesiyle (!) sona eriyor... Yıllardır ben de o trendeyim. Mesleğim gereği bayram günlerinde çalıştığım için bayramlarda uzaktaki anneme, babama, ağabeylerime, sevdiklerime hep telefon ettim. Onlarla beraber geçirdiğim bayramların sayısı bir elin parmaklarını geçmez. Yani onlar el salladı, hayat trenindeki ben, hep önlerinden hızla geçip, gittim... Dostlarım, arkadaşlarım, sevdiklerim şahane tatil programları yaptılar, ben "Gelemem, çalışıyorum" deyip gazetenin yolunu tuttum. Kıssadan hisse: Sizi coşkuyla karşılamaya hazırlanan bandoları boynu bükük bırakmayın. İmkanları sonuna kadar zorlayıp onlara kavuşun. Trendeyseniz bile, imdat kolunu çekip, durdurun... Ben bu bayram öyle yapacağım. Çünkü önünüzde kaç istasyon kaldığını asla bilemezsiniz... Bayramınız mübarek olsun.

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.