YÜKSEL AYTUĞ YÜKSEL AYTUĞ

İki dil meselesi

Güneydoğu'da iki dil tartışması, uzayıp gideceğe benziyor. Herkesin birbirini daha iyi anlayacağı dili kullanmasında bir sakınca yok. Ama Türkiye Cumhuriyeti'nin resmi dilinin Anayasa'da belirtildiği gibi Türkçe olduğu da yadsınamaz ve değiştirilemez bir gerçek. Üzerinde bulunduğumuz topraklar 'Türkiye Cumhuriyeti' olarak anıldığı sürece, resmi dilimiz Türkçe'dir. Peki gerçekten tek dil mi kullanıyoruz? Yani Türkçe'nin 'tek' olduğundan emin miyiz? Örneğin ben 'Tiki Türkçesi' adını verdiğim ve özellikle 14-15 yaşındaki Nişantaşı kızlarının 'E'leri 'A' yaparak, dudaklarını eğip bükerek, dillerini damaklarında kamçı gibi şaklatarak konuştukları lisanı anlamıyorum. Ya da radyo ve televizyonlardaki müzik listesi sunucularının anadil niyetine kullandıkları 200 kelimeden ibaret dilin Türkçe olduğundan pek emin değilim. Ya da üç defa New York'a gittiğini belli etmek için her cümlesinde en az üç İngilizce kelime kullanmaya özen gösterenlerin (!) benim bildiğim anlamda Türkçe konuştuklarını sanmıyorum. Dikkat edin; kültürel zenginliğimiz olarak gördüğüm farklı dil, şive ve ağızlardan söz etmiyorum. Benim derdim, hiçbir etnik ya da folklorik temele dayanmadan, Türkçe'yi 'sırf hava olsun diye' eğip bükenlerle. Demem o ki, dilimiz zaten uzun süredir çatallaştı. Önce fermuar gibi giderek açılan bu çatalın arasını dikelim, sonrasına bakarız...

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.