YÜKSEL AYTUĞ YÜKSEL AYTUĞ

Bir senaryom var

Sinema, dizi senaryosu, tiyatro oyunu yazmışlığım var. Pek çoğu raflarda tozlandı. Zira bugüne kadar dosyaları koltuğumun altına alıp kapı kapı dolaşmaya ne niyetim, ne vaktim oldu. Ama bu kez çok iddialı bir dizi senaryosu yazdım. Adı, ÇEKER GİDERİM... Hikaye, bir dizi setini eksen alıyor. Taşra şehirlerinden birinde dizi çekiliyor. Her hafta 88 dakika dizi çekip yetiştirmek zorundalar. Uykuyu çoktan unutmuşlar. Başrol oyuncusu, rol gereği minik oğlunun ilk sözlerini, "Ba-ba" deyişini duyacak. Yönetmen "Motor" diyor. Çekim başlayınca herkesten önce, ışık teknisyeni ağlamaya başlıyor. Çünkü üç aydır evinden uzakta... Oğlunun ilk kelimelerini, "Ba-ba" deyişini duyamamış... İstanbul'a montaja bant yetiştireyim derken iki set işçisi otomobilleriyle kamyon altında kalıyorlar. Çarpıştıkları, habere koşturan bir naklen yayın aracı... Ölüm haberleri bültende sadece 22 saniye yer buluyor. Ama montaj bantları yetiştiriliyor ve dizi o hafta aksamadan yayınlanıyor. Set işçisi 600 lira maaşla kablo taşıyor. Başrol oyuncusu bölüm başına 60 bin lira ile villada yaşıyor. İşçiyi şeytan dürtüyor. Başrol oyuncusunun yaralanacağı sahnede silahın içindeki kurusıkıyı, gerçek mermi ile değiştiriyor. Yönetmen, o sahnenin ışığını prova ederken, geç kalan başrol oyuncusunun yerine bizim işçiyi hedefe oturtuyor. Şeytan dolduruyor işte... Karakter oyuncularından biri, yılların Yeşilçam emektarı... Yapımcı onunla özel anlaşma yapmış. "4'ün üzerine çıkacak her reyting puanı için açıktan 10 bin daha veririm" demiş... Bizim emektar, işi gücü bırakmış, evinde peoplemeter (ölçüm cihazı) bulunanların izini sürmeye başlamış. Bir puanlık artış için yüzlerce denek bulması gerektiğini bilmeden... Ne bilsin adam bu vahşi reyting ormanının gerçek dramasında başrol oynadığını? Genç yönetmen yardımcısı, aylar süren işsizliğin ardından sette görev aldığı için mutlu. Hasta babasıyla işsiz ağabeyine bakacağı için umutlu. Kızcağız, kredi kartından açılmış da açılmış. Ama boynunu, Reyting Hazretleri'nin kılıcına uzattığını bilememiş. Üçüncü haftada dizinin reytingleri düşüp de yayından kaldırılma olasılığı belirince, kendi senaryosunu yazmış: Aynı gün ve saatte yayına giren ve fena halde izlenen rakip dizinin başrol oyuncularını öldürmek! Devam edeyim mi? Bence gerek yok. Zaten ortada böyle bir senaryo filan da yok. Hepsini şimdi uydurdum. Çünkü gerçek yaşamda bu saydıklarımın fazlası yaşanıyor ya da yaşanmak üzere... Televizyon emekçileri, setlerdeki insanlık dışı çalışma şartlarını protesto etmek ve dizi sürelerinin 45 dakikaya indirilmesini sağlamak için bugün 19.00'da Taksim'de eylem yapacaklar. En dramatik dizinin, kendi hayatları olduğunu haykıracaklar... Bakalım seslerini duyan, bu senaryoyu okuyan olacak mı?

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.