YÜKSEL AYTUĞ YÜKSEL AYTUĞ

Köy yapımı organik tiyatro

Tiyatromuz ne yazık ki yılbaşı hindisine döndü. Onu tartışmak, yalnızca 27 Mart'lara kaldı. Dünya Tiyatrolar Günü'nü milletçe idrak ettiğimiz önceki gün de "Tiyatro ölüyor mu, kalıyor mu?" üzerine çokça laf söylendi, mürekkep tüketildi.
Tiyatro ölmez, ölmeyecek de... Değişecek, dönüşecek belki ama insanlık var oldukça yaşayacak. Zira dünyaya gelen her yeni insan, bir gün tiyatronun büyüsüne kapılacak. Nereden mi biliyorum? 27 Mart'ta TRT 1 ekranlarında izlediklerimden...
Bilen bilir... Şahane bir köy tiyatromuz var. Mersin'in Arslanköy'ünde yaşayan tiyatro aşığı teyzemiz Ümmiye, bir gün köyün kadınlarını toplayıp onlara tiyatroyu anlatıyor. "Şekspir oynayacağız bacılar" deyince; içlerinden biri haykırıyor: "Ben oynamam Şemsi'yle filan, kocam kızar!" Gel zaman git zaman Ümmiye teyzemiz tiyatro aşkını köyün kadınlarının ruhuna nakış gibi işler. Hamlet'i köyün marul tarlasında prova ederler. İlk temsilleri olay olur. Sonra yurt dışı festivallerine katılır bizim köy meydanı tiyatrocuları. Şimdilerde Ümmiye Koçak'ın senaryosunu yazdığı, kadına şiddeti konu alan sinema filmi Yün Bebek'i çekiyorlar köyde. Sırada bir de belgesel projesi var.
Arslanköy Kadın Tiyatro Grubu, 27 Mart Dünya Tiyatrolar Günü'nde TRT 1'in gündüz programı Zuhal Topal ile Hayata Dair'e konuk oldu. Söyledikleri her kelime yüreğimi titretti.
Dahası, tiyatronun ölmeyeceğine dair umudumu yeşertti.

BİZE ULAŞIN