YÜKSEL AYTUĞ YÜKSEL AYTUĞ

Muhteşem doz aşımı

Muhteşem Yüzyıl bu kez de Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın sert çıkışı ve kınaması ile gündeme oturdu.
Bu köşede sıkça yazdık, 'Bu bir belgesel değil, televizyon dizisidir' diye...
Nitekim, dizinin jeneriğinde anlatılan hikayenin Osmanlı Tarihi'nden bir 'esinlenme' olduğunun altı her bölüm çiziliyor. Gelin görün ki, ekran karşısında eğitimsiz bir kitle de var. Onlar, padişahların sarayda kız kovalamaktan başka iş yapmadığına inanacak kadar savunmasız...

AZAMİ ÖZEN GEREKİR
Bu durumda yapımcısından senaristine, yönetmeninden kurgucusuna kadar herkesin 'standart üstü' bir özen ve duyarlılık göstermesi gerekiyor.
Meral Okay çok eleştiri almasına rağmen, sağlığında bu dengeyi iyi tutturuyordu. Diziyi o yazarken, saray entrikaları ile sefer ve savaş sahneleri en azından yüzde 50'lik oranlarla ekrana taşınıyordu. O gitti, Muhteşem Yüzyıl tamamen entrikadan ibaret kaldı.
Dizide muhafazakâr kesimi en çok kızdıran, Kanuni'nin kadınlara önlenemez bir zaafı bulunan, cinsel arzularını her türlü devlet işinin üzerinde gören biri gibi gösterilmesi. Bu konuda son bölüm gerçek bir 'doz aşımına' sahne oldu.
Ağabeylerini bir cariye ile yakınlaşırken gören 10-12 yaşındaki diğer şehzadeler, oyuncak tutturur gibi 'Biz de cariye isteriz' diye tutturdular. Evet, bu bir belgesel değil ama Muhteşem Yüzyıl'cıların yapılan eleştirileri 'hak etmemeleri' için her kareyi kuyumcu terazisinde tartmaları gerekiyor.
Bu arada Osmanlı padişahlarının şahsiyetlerinin korunmasına dair gösterilen siyasi duyarlılık, keşke her fırsatta Büyük Önder'i lekelemeye çalışan Atatürk düşmanlarına da gösterilse...

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
BİZE ULAŞIN