YÜKSEL AYTUĞ YÜKSEL AYTUĞ

Bu ne ihtiras?

'Survivor' nihayet başladı.
Nihayet diyorum çünkü terörden, savaştan, kan ve baruttan başka şey konuşamaz hale gelen vatandaşa yeni konu çıktı.
Yarışmanın ilk iki gününün ardından ben de Ünlüler takımı için endişelenmeye başladım. Çünkü karşılarında komando timi gibi bir Gönüllüler ekibi var. Ünlüler ilk müsabakalarda galibiyet yüzü göremeyince hem barakayı, hem erzakı rakiplerine kaptırdı.
Dokunulmazlık yarışında ise nasıl olduysa Ünlüler üstünlük sağladı. Oysa yarısından fazlası milli sporculardan oluşan Ünlüler takımı, kağıt üzerinde daha şanslı görünüyordu.
Eğer Gönüllüler'den birkaç iyi isim karşı tarafa takviye olarak geçmezse, bu seneki yarışmanın pek tadı tuzu kalmayacak.
Yarışma öncesi merak edilenlerden biri de Acun'un bu sene yarışmaya hangi araçla geleceğiydi. Daha önce pek çok sıra dışı hava, kara ve deniz taşıtıyla çıkartma yapan Acun'un bu sefer uzay mekiğiyle geleceğini düşünmüştüm ama o tevazu gösterip TIR ile geldi!
Dikkatimi çeken bir başka özellik ise yarışmacıların uğurlanışı idi. Aileler asker uğurlar gibi gözyaşı döküyor, yarışmacıların ağızlarını yolculuk boyunca bıçak açmıyordu. Bırakın birbirleriyle şakalaşmayı, aralarında gülümseyen bir tek kişi bile yoktu. Sanırsınız 'Survivor'da yarışmaya değil de, El Bab'ta özel göreve gidiyorlar.
Yahu bizim Mehmetçik bile Fırat Kalkanı'na giderken zırhlı personel taşıyıcının içinde türkü söylüyor! Bu ne hırs, bu ne ihtiras?
Belli ki 'Survivor' yarışmacıları artık kemikleşmiş bir formüle göre seçiliyor. Yarışmacı terkibinde birkaç eski futbolcu, ille de bir-iki kadın atlet, arıza çıkarma olasılığı yüksek sıra dışı bir-iki mahalle kabadayısı, zor şartlardan etkilenip günlerce ağlama ve yakınma potansiyeli barındıran bir ya da iki çıtkırıldım genç kız, ille de bir dövüş sporcusu ve genç kızları ekran başında toplayacak, tercihen karnı baklava desenli birkaç yakışıklı delikanlı, 'Bunun burada ne işi var? Bakalım ne yapacak?' dedirten yaşlıca bir şarkıcı vs...
Daha önce denenip son derece başarılı olmuş bu karmayı değiştirmek ve Amerika'yı yeniden keşfetmeye çalışmak da zaten mantıksız olurdu.
Bu arada daha ilk gün iki takım arasında baş gösteren ve birbirlerinin üzerine yürümeye kadar varan gerilim beni korkuttu.
Özellikle kaybetmeye tahammülü olmayan Serhat Akın ve İlhan Mansız'ın aşırı hırsı, tüm profesyonelliklerine rağmen beni ürkütüyor.
Yarışmaya 53 kilo gelen minyon yarışmacı Seda Demir'in akıbeti ise beni şimdiden endişelendiriyor.
Eğer adada kalmayı başarırsa, iki ay sonra üç boyutlu olmaktan çıkıp iki boyuta inecek diye kaygılanıyorum.
Çılgın Sedat'ın çocuklarıyla vedalaşma sahnesi ise yarışmanın en duygusal anıydı.
Sedat daha şimdiden önemli bir oy potansiyeline sahip görünüyor.
Ama biliyorum ki bu özel durumu asla bir SMS oltası haline getirmeyecek. Zira en son dükkanı yanan Sedat'ın gerçek yaşamdaki savaşının yanında, Survivor çıtır çerez kalıyor...
BİZE ULAŞIN