YÜKSEL AYTUĞ YÜKSEL AYTUĞ

İn cin top oynarken...

Benim spor muhabirliği yaptığım ilk gazetecilik yıllarımda Türk futbolunun en önemli sorunu tesisti. Ben; Beşiktaş'ın, Şeref Stadı'nda midye kabuğu dolu kum zeminde antrenman yaptığı yıllara yetiştim. Arka arkaya üç top denize kaçtı mı, antrenmana 15 dakika ara verilirdi. Futbolcular kurnalı hamamda, başlarına tasla su döküp yıkanırlardı. Fenerbahçe'nin Dereağızı Tesisleri'nin çimle kaplanmadan önceki zemini balçık çamurdu. Antrenmandan fotoğraf çekeceğim diye çamur güreşçilerine dönerdim, annem eve almazdı.
Ali Sami Yen'in, İnönü Stadı'nın zeminleri sezon ortasından sonra kelleşir, yağmurlu havalarda öyle bir balçığa bulanırdı ki, zemin yüzünden ağırlaşan topa kafa vuran stoperler beyin sarsıntısı geçirirdi.
Son 15 yılda Türk futbolu tesisleşme adına muazzam bir aşama kaydetti. Bırakın dört büyüklerin şahane mega şehir statlarını, Anadolu takımlarının antrenman tesisleri bile Avrupalılar'a parmak ısırtacak bir konfora ulaştı. Gelin görün ki, o muhteşem statların hepsi şimdilerde boş... Fenerbahçe, maçlarını 6 bin seyirciye oynuyor. Galatasaray, Beşiktaş ve Trabzon'un durumları da farklı değil. Galiba paraları statlara, yabancı futbolculara saçarken, işin 'ruhunu' ihmal ettik. Fakir eğlencesi futbolu 'sektöre' dönüştürürken, 'bilet alım gücünü' aynı bıraktık.
Hayalimde 'Ezel' dizisinin merhum Dayı'sını canlandırıyorum: 'Mesele stat yapmak değil kardeş... Mesele içini doldurmak...'
BİZE ULAŞIN