YÜKSEL AYTUĞ YÜKSEL AYTUĞ

Televizyonun galibi yine Erdoğan

Bana göre politika, insanları dille etkileme sanatıdır. Bizim ülkemizin insanı ise parti programlarından, stratejilerinden, icraatlarından daha ziyade, o partinin başındaki lidere bakarak tercihini kullanır.
Lider odaklı bu coğrafyada, politikacı 'iyi konuşabildiği' sürece varlığını sürdürebilir.
Bu nedenle liderlerin referandum süreci boyunca televizyonda yaptıkları konuşmaları pür dikkat izliyorum.
Gördüğüm net gerçek şu:
Kimse, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın eline su dökmek şöyle dursun, yanına bile yaklaşamıyor.
Erdoğan'ın önemli bir televizyon sırrı var. Hiçbir şeyi programın doğal akışına bırakmıyor.
Daha ilk dakikadan dümeni eline alıyor ve karşısındaki moderatör ya da gazeteci ne kadar usta olursa olsun, hakimiyeti bir an olsun elinden bırakmıyor. Söyleyeceklerini de öyle diğerleri gibi eveleyip gevelemeden, tereddüde mahal bırakmadan ve halkın anlayabileceği şekilde 'kestirmeden' söylüyor. İmam Hatip'ten edindiği hitabet yeteneğini, Kuran okuma becerisine bağlı ses kontrolü ve tonlama yeteneğiyle birleştirince, ortaya neredeyse kusursuz bir hatip çıkıyor.
Erdoğan'ın bu müthiş performansını salı günü atv ve a Haber ortak yayını için katıldığı Gençlerle Büyük Buluşma programında bir kez daha gördüm. Sadece stüdyodaki gençleri değil; ekran başındakileri de hemen ışıltılı aurasının içine alıverdi. Bunu nereden mi biliyorum?
Reyting sonuçlarından... İlk kez bir liderin yer aldığı siyaset programı, reyting listesinde ilk üçe girmeyi başardı. Aslında bu aurayı, reyting listeleriyle ölçmeye de gerek yok. 15 Temmuz akşamı Erdoğan dışında hangi lider televizyona çıkıp da halkı havaalanlarına ve meydanlara çağırsa, böylesine güçlü ve etkili bir direniş hissiyatı yaratabilirdi ki?
Ben de Erdoğan gibi net konuşacağım:
Eğer sandıktan 'Evet' çıkarsa, bu, Erdoğan bir kez daha meydanlara inip televizyon programlarına çıktığı için olacaktır!
BİZE ULAŞIN