YÜKSEL AYTUĞ YÜKSEL AYTUĞ

Islak olmayan imza

National Geographic kanalında pazar geceleri 20.00'de yayınlanan ve Albert Einstein'ın hayatını anlatan 'Deha' belgeselini izlemek bende ciddi bir tutkuya dönüştü. Belgeseli her pazar akşamı sıradan bir televizyon izleyicisi olarak izleyip keyfimi aldıktan sonra, bu kez televizyon eleştirmeni şapkamı takıp bir de banttan, not alarak izliyorum.

'SİYASETÇİ DEĞİLİM'
Bu hafta Birinci Dünya Savaşı yılları konu edildi. Alman Keiser'i, ülkenin ileri gelen bütün bilim adamlarını toplayıp tüm bilgi ve birikimlerini Almanya'nın savaşı kazanması için harcamalarını sağlayacak bir savaş manifestosuna ortak imza vermelerini istedi. Manifestoyu bir tek Albert Einstein imzalamadı. Çünkü bilgisini insanlığı yok edecek yeni savaş tekniklerinin icadına adamak istemiyordu. Belgeyi imzalamadığı basına yansıyınca, bir gün yolunu genç bir adam kesti. Dedi ki; "Ben savaş karşıtı yeni bir partinin kurucusuyum. Parti programımıza imza vermenizi istiyorum..." Einstein şöyle yanıt verdi: "Ben bilim adamıyım, siyasetçi değilim. Üstelik atmadığı imzaları, imzası olan bir bilim adamıyım..."
Aradan bir süre geçti... Keiser'in manifestosuna imza veren bilim adamlarından biri, savaşta Almanların, Fransızlara karşı kullandığı dünyanın ilk kimyasal silahı olan sinir gazını icat etti. Einstein, cephede zehirlenerek ölen askerlerin fotoğraflarını görünce, bu kez hiç tereddüt etmeden savaş karşıtı partinin bildirgesini imzaladı...
Bildiğiniz gibi Einstein, İkinci Dünya Savaşı'nda Hiroşima ve Nagazaki'ye atılan atom bombalarının da mucidi olarak anılır. Oysa o; bombayı değil, atomun parçalanmasını bulmuştu. 1930 yılında ise duyduğu pişmanlığı şu sözlerle dile getirmişti: "Ben atomu insanlığın yararı için buldum. Oysa insanlar atom ile birbirlerini öldürüyorlar." Anladığım o ki; dünyanın kaderine yön verenler; bu işi sadece attıkları imzalarla değil, atmadıklarıyla da yapıyorlar...
BİZE ULAŞIN