YÜKSEL AYTUĞ YÜKSEL AYTUĞ

Korkuluklar ve biz kargalar

Hafta sonu yine yollardaydım. Altınoluk'tan İstanbul'a, Balıkesir-Bursa üzerinden geliş, aynı gün uçakla dönüş. Yolda dört ayrı noktada trafik denetimi görünce şaşırdım. Alışık değilim tabii; yıllardır Allah'a emanet gidip geliyorum, yolda tek bir trafik polisi görmüyorum ya, o yüzden. Ama bizde yola kurulan trafik denetimi uygulaması pek iş görmez. Bunun iki nedeni var. Birincisi; bu yolun müdavimleri artık denetim noktalarını ezberlemiştir. Oralara yaklaşınca hızlarını azaltırlar. Sonra? Bas gaza yavrum bas gaza! Bir de yeni teknolojinin nimeti(!) radar algılayıcı sensor cihazlar var. Uygulamaya beş kilometre kala radar sinyalini algılayıp sürücüyü uyarıyor. Onlardan taktırdın mı, hız yüzünden polise yakalanmana imkan yok. İkinci sebep; milletin birbirini uyarması... Sürücüler bakıyorlar ki karşı yönde trafik uygulaması var, hemen flaşör yapıp karşıdan hızla gelen sürücüleri uyarıyorlar. Ancak bunun bir jest mi, yoksa suça iştirak mi olduğundan emin değilim. Bana sanki, narkotik timleri baskına gelirken alt katınızdaki uyuşturucu imalatçılarının zilini çalıp 'Haydi sıvışın' demek gibi geliyor.
Peki yola radar tuzaklamakla trafik kazalarını önleyebiliyor muyuz? İstatistikler 'Hayır' diyor. Diyelim ki o noktaya kadar makas ata ata geldiniz, diğer sürücülerin hayatını riske atacak ne varsa yaptınız. Ama ehliyetiniz, ruhsatınız, sigortanız tamamsa, "Buyurun geçin" diyor polis. Çünkü bizde 'seyir halinde denetim' yok. Gözlerimle gördüm, kızcağız belki de hayatında ilk kez şehirlerarası yolda araç kullanıyor. Direksiyonun üzerine adeta kapaklanmış, gözleri korkudan yerinden uğramış. Duble yolda saatte 40 kilometre ile gidip sürekli frene basarak herkesin hayatını riske sokuyor. Ama çevirmeden, polis gülücükleri eşliğinde uğurlanıp yoluna devam ediyor. Haydi polis araçlarının yollarda sürekli devriye atması masraflı diyelim. İyi de artık 'Duron' diye bir alet var. Dört tane pil parasına, trafikte adı 'kör noktaya' çıkmış riskli bölgeleri havadan denetlemek mümkün. Peki bizimkiler ne yapmış? Her 100 kilometrede bir, yolun kenarına 'polis aracı maketi' koymuş. Maksat, sürücüleri korkutup kurallara uymaya zorlamak! Sanırsınız bizler kargayız, o maket araçlar da korkuluk... İnsan kendini hakarete uğramış hissediyor vallahi...
BİZE ULAŞIN