YÜKSEL AYTUĞ YÜKSEL AYTUĞ

Altın Portakal doğru yolda

Altın Portakal'ın 'uluslararası' bir kimlik kazanması, yerli sinemacılardan tepki gördü. Ancak kimse kusura bakmasın; Türkiye'nin en önemli film festivalini sadece birkaç yönetmenin kendini tatmin alanı haline getiren, anlaşılmazı sanat sanan, kasveti dram, kaosu plan gören, protest sinema ile milli ve kutsal değerlere alenen saldırıyı birbirine karıştıran ve bu haliyle festivali halktan kopartıp 'kapalı devre yayın' haline getiren de bu sinemanın içinden yetişenler değil mi? Zaten ulusal kimliğini yitirmiş olan ölü bir organizasyonu hiç olmazsa Türkiye'nin tanıtımına katkı sağlayacak uluslararası bir platforma yükseltmenin neresi kötü olabilir?
Altın Portakal, devlet ve belediyenin olanaklarıyla uluslararası bir tanıtım portalı haline getirildi. Antalya'ya yıldız yağdı. Uluslararası medya ve hatırı sayılır sanat yayınlarında bir hafta boyunca Antalya'nın adı öne çıktı. Varsın ulusal sinemayı ödüllendirecek bir festival organizasyonunu da başkası üstlensin. Sinema dünyasının içinde devlete ve belediyelere bel bağlamadan dev festival düzenleyecek çapta dernekler, özel girişimler, organizasyonlar yoksa bu da bizim sinemamızın kendi ayıbı olsun.
Dönelim 54. Uluslararası Antalya Film Fesitvali'ne... Muhteşem EXPO festival vadisinde günde 11 bin sinemasever ağırlandı. Festival korteji bugüne kadar görülmemiş bir katılım ve coşkuya sahne oldu. 35 bin Antalyalı, açık hava sinemalarında 42 film izledi. Yurt dışından 168, yurt içinden bin 600 sinemacı katıldı. Sinema TIR'ı ile festival heyecanı en ücra köylere taşındı. Festivalin çocuklara ayrılan özel bölümünde 6 bin çocuk hayatında ilk kez sinema ile buluştu. Türk ve Antalya mutfağını dünyaya tanıtmak için bu yıl ilk kez organize edilen Sinema ve Mutfak bölümü festivale ayrı bir renk ve lezzet katarken, önemli bir tanıtım misyonunu da yerine getirdi. Giderek bir dünya markasına dönüşen Antalya Film Forum'da bu yıl, 500'e yakın sinemacı sektöre katkı sağlayacak atölye çalışmaları gerçekleştirdi. Bana göre festivalin en büyük misyonu, mülteciler konusunda farkındalık yaratmaktı. Özellikle Suriye'de yaşanan büyük dramın tüm gerçekliğiyle perdeye yansıtıldığı yapımlar, sinemanın 'eğlencelik' değil, aslında bir 'kitle iletişim aracı olduğunu' tüm dünyaya hatırlattı.
Hepsinden önemlisi, festivalde devlet, yıllardır özlendiği gibi bu yıl 'Bakan düzeyinde' temsil edildi. Kültür ve Turizm Bakanı Numan Kurtulmuş'un ödül gecesine katılımı ve yaptığı konuşma, her ne kadar festivalin uluslararası niteliğine vurgu yapsa da, aslında 'milli' bir mesele olarak değerlendirildiğinin açık kanıtıydı
A Haber'e ise özel bir teşekkürüm var... Bir hafta boyunca festivali harika bir şekilde ekranlara taşıdılar. Kapanış gecesindeki muhteşem reji ise tek kelime ile kusursuzdu. Emek veren herkese helal olsun.
BİZE ULAŞIN