YÜKSEL AYTUĞ YÜKSEL AYTUĞ

‘Yol Ayrımı’ değil mecburi istikamet

Yılın merakla beklenen filmi 'Yol Ayrımı'na gidecekleri peşin peşin uyarayım: Sakın ola ki, beklentinizi yüksek tutmayın. Zira 'Yol Ayrımı', Yavuz Turgul-Şener Şen ikilisinin daha önceki filmleri 'Eşkıya', 'Gönül Yarası', 'Muhsin Bey', 'Aşk Filmlerinin Unutulmaz Yönetmeni' ve 'Av Mevsimi' gibi sizi adeta büyüleyen, bakışlarınızı perdeye çivileyen 'efsane' filmlerden biri olmayabilir. Ama onun bambaşka bir misyonu var: Filmden çıkınca sizi uzun uzun düşünmeye sevk ediyor. Eğer beklentinizi asgari tutup kendi hayat muhasebenizi yapacak beyaz bir sayfa arıyorsanız, iyi bir hafta sonu alternatifi olabilir.
2.5 saatlik filmde zaman zaman tempoyu düşüren ve hikayenin 'sarkmasına' sebep olan gereksiz sahneler olduğunu düşünüyorum. Bizim yönetmenlerimizin ortak hastalığıdır; çektikleri sahnelere montaj masasında bir türlü kıyamazlar. Bazı sahneler pop-corn kasesi içindeki patlamamış mısırlar gibi dişimi acıtıp keyfime engel oldu. Bazı sahneler, boşlukta kaldığı için demlenmemiş çaydaki yapraklar gibi dilime dolandı.
Yavuz Turgul, bu kez şiirselliği görüntülerde değil, 'kelimelerde' aramış. Filmin içinden pek çok mısra geçiyor. Şiiri çok severim. Ama ne yalan söyleyeyim, ben 'usta'nın diğer filmlerindeki 'görsel kafiyeleri' arayıp durdum.
Film, insanın hayatını değiştirmek, içindeki insanı keşfetmek için hiçbir yaş ve dönemin geç olmadığını anlatmaya çalışıyor.
Bir de hayatın zorlama gerçeklerine karşı, kalbi kalkan yapıp sonuna dek savaşmak gerektiğini... Eğer böyle bir yol ayrımındaysanız; bu hikaye size yardımcı olabilir, rehberlik edebilir, direncinizi artırabilir.
Gelelim oyunculuklara... En büyüğünden en küçüğüne kadar bütün roller, onları canlandıranlar tarafından beslenip büyütülmüş. Yavuz Turgul, yine kafasındaki cast'a göre karakter yazmanın büyük avantajını kullanmış. İki ustanın diğer eserlerine haksızlık etmek istemem ama şunu söylemek zorundayım: Sanki Yavuz Turgul, Şener Şen'e rol yazmak, Şener Şen de ustanın karakterlerine hayat vermek için gelmiş dünyaya...
Çiğdem Selışık Onat'ın 'ihtiraslı anne' rolündeki muazzam performansından söz etmesem olmaz. Ama bana göre Rutkay Aziz, kendisine ayrı bir paragraf açılmasını fazlasıyla hak ediyor.
'Altan' karakteri aslında Rutkay Aziz'in üzerine fazlaca yapışıp kalmış bir karakter. Havai, gamsız, hayatını kadınlar ve yemek üzerine kurmuş, edebiyat düşkünü burnu havada bir entelektüel. Onun bu hallerini Gülse Birsel'in komedi dizilerinde fazlasıyla görmüştük. Ama kimse Rutkay Aziz'i yine 'bildik' bir karakteri canlandırdığı için eleştirmeye kalkmasın. Zira iddia ediyorum ki, bu tür rolleri 'dünya üzerinde' ondan daha iyi canlandıracak bir başka oyuncu daha yok.
Bu hafta sonu sinemaseverlerin önünde bir 'yol ayrımı' var. Ya ticari amaçlı, sabun köpüğü tarzı aksiyon ve komediler ya da sinema sanatına hizmet etmeyi her şeyin önünde tutan ve içinde bir 'Şener Şen resitali' barındıran bu film. Karar sizin...
BİZE ULAŞIN