YÜKSEL AYTUĞ YÜKSEL AYTUĞ

Ne oldu da spor aşığı kesildin Türkiyem?

Milleti şu salgın günlerinde sahilden, spordan, mangaldan alıkoymak için olağanüstü çaba harcanıyor. Zabıtalar, polisler işi gücü bıraktı, parklardan, bahçelerden adam kovalıyor. Pazar günü Bebek sahilinde koşan, Belgrad Ormanları'nda mangal yapan kim varsa akşam 21.00'de balkona çıkıp sağlık çalışanlarını alkışlıyor. Yahu o insanlar siz dışarı çıkıyorsunuz diye salgınla boğuşuyorlar, anlayamıyor musunuz hâlâ? Kuru alkış yerine, dizinizi kırıp otursanız ya evinizde...
Bir de şu sahile, spora başlayan düşkünlüğümüzü anlayamıyorum. Siz değil miydiniz, Boğaz'a karşı bankta oturup da, gemileri, martıları izleyeceğiniz yerde saatlerce cep telefonunuza bakan? Siz değil miydiniz, sağlıklı günlerde sahil, dağ, tepe, orman demeden spor yapmak yerine evde pinekleyip sanal dünyanın esiri olan? Siz değil miydiniz, 15 saat televizyon izleyip en büyük fiziksel etkinliği kahvede zar sallamak, istekaya fayans dizmek olan? Sanki hepiniz her gün sahilde koşuyordunuz da şimdi yokluğunu çekiyorsunuz. En son ilkokulun bahçesinde koşmuş olan bile şimdilerde acayip bir spor aşığı kesildi.
Garip milletiz vesselam!

Haftanın en muhteşem oyunculukları
Atv'nin dizisi Gel Dese Aşk, sessiz ama derinden ilerleyip, izleyicilerin gönlünü çelmeye devam ediyor.
Aslında biraz 'acıtan' bir dizi. Bu nedenle izlemesi pek kolay değil. Özellikle de eşinden, sevgilisinden şüphe duyan kadın izleyiciler için... İster istemez empati yapıyorlar. Dizinin omurgasını oluşturan 'Hiçbir aşk sınanmadıkça masum değildir' sloganı, izleyenleri ister istemez kendi içlerinde bir teste tabi tutuyor. Adeta koronavirüs kit'i gibi bir etkisi var. Sevdanız pozitif mi, negatif mi anlıyorsunuz.
Çocukları uğruna ilişkileri kör topal ilerleyen bir çiftin hayatına bir de 'aldatma' girince, işler iyice içinden çıkılmaz bir hale geliyor. Senaryo son derece sağlam, anlatım güçlü, buna bir de başrol oyuncularının tek kelime ile muhteşem performansları eklenince gerilim, oluk oluk odalarımıza akıyor. Bu arada seyirci de ister istemez ikiye ayrılmış durumda. Yasemin'in; kontrol manyağı, duygusuz, hoşgörüden uzak bir kadın olarak kocasını adeta zorla aldatmaya sürüklediğini düşünenler de var, Murat'ın; sebebi her ne olursa olsun, iki çocuğunun annesine yaptığının 'katıksız ihanet' olduğunu savunan da...
Dizinin bu 'delici' etkisinin öne çıkmasının en önemli sebeplerinden biri de Erkan Petekkaya, Şebnem Bozoklu ve İlayda Çevik'in neredeyse 'kusursuz' oyunculukları. Özellikle son bölümde karı-kocanın bir psikiyatrın önünde tutuştukları kavga sahnesi kolay unutulacak cinsten değildi. İlayda Çevik ise bu dizi sayesinde sınıf atlayacağa benziyor.
Hazır söz haftanın göz alıcı oyunculuk performanslarından açılmışken, Babil dizisinde Halit Ergenç'in bu haftaki sıra dışı oyunculuk resitalinden söz etmemek olmaz. Adam oyunculuk merceği gibi, üzerine hangi rolü giyse büyük gösteriyor.

Self servis magazin
Bu aralar magazincilerin de işi zor. Dizi ve film setlerinin büyük bölümüne ara verildi. Gece kulübü, kafeterya ve restoranlar kapalı. Konserler, gösteriler iptal. Ünlüler de pek çok kişi gibi kendilerini eve kapattı. Böyle kurak bir ortamdan magazin haberi çıkarmak da mesele oldu tabii.
Bu konudaki en pratik yöntemi ise Kanal D'nin 2. Sayfa programı buldu. Sunucular Müge Dağıstanlı ve Gülşen Yüksel, ekrandan ünlülere çağrı yapıyor, onlar da zaman zaman cep telefonları yardımıyla canlı/görüntülü bağlantı yapıyor, bazen de video çekip programa göndererek 'ev hallerini' izleyicilerle paylaşıyorlar. İçlerinde 'acayip' görüntülere rastladım. Örneğin; Tuğba Özerk, önce bir güzel makyaj yaptı, sonra eline paspası alıp bütün evi sildi süpürdü. Bir başkası yine makyaj yaptı, giyindi, kuşandı, süslenip püslendikten sonra "Tamam, şimdi hazırım" diyerek mutfağa gidip tek başına kahve içti... Bu görüntülerden çıkardığım sonuç; ilgiye, takdire, sürekli göz önünde olmaya muhtaç ünlüler derin bir bunalıma girmişler. Allah yardımcıları olsun.
Peki, gece kulübü önünde mikrofon ve kamera ile önlerini kesen magazin muhabirlerine "Burası yeri değil, burası benim mahremim" filan diye çemkirenlerin, şimdi 'ev yapımı' video hazırlayıp sağa sola göndermelerine ne diyorsunuz?

Stüdyoda eldivenli günler
Lerzan Mutlu'yu Kanal D'deki 2. Sayfa programında elinde eldivenle gördüğümde yadırgadım. Ama sonra düşünüp hak verdim. Her ne kadar kanal binaları ve stüdyolar sürekli temizlenip dezenfekte ediliyorsa da tedbirli olmakta fayda var.
Bu arada beni de sürekli olarak haber kanallarındaki tartışma programlarına davet ediyorlar ancak reddetmek zorunda kalıyorum. Değerli dostlarımı kırmak, zor durumda bırakmak gibi bir niyetim yok tabii. Ama bu köşeden sürekli 'Sokağa çıkmayın' diye yazıp sonra da 'Ele verir öğüdü, kendi keser söğüdü' misali stüdyo stüdyo dolaşmayı da doğru bulmuyorum. Buradan değerli yapımcı arkadaşlarıma da bir çağrım var: Tartışma programlarını bir stüdyoya onca insanı doluşturarak değil, uzaktan telekonferans ve görüntülü bağlantılarla yapın artık. Sekiz kişi aynı stüdyodayken insanlara o ekrandan "Kurallara uyun" diye seslenmek pek inandırıcı ve etkili olmuyor çünkü.

Böyle fanatizme yuh olsun!
Beni Fenerbahçeli olmaktan adeta utandıran bir görüntü dolaştı sanal âlemde. Üzerine Fenerbahçe forması giymiş bir 'sözde' Fenerbahçeli, Galatasaray Teknik Direktörü Fatih Terim'in koronavirüs testinin pozitif çıkmasının ardından bir video paylaştı. "Allah'ın sopası yok, beter olsun" diyerek, bir şişe şarap açıp mutluluk içinde 'kutlama' yaptığını gösteren...
Bir insanın sağlığının bozulmasından medet ummak, en kötü hissettiği, en korunmasız anında onu yaralamaya çalışmak... Bunu ne taraftarlıkla, ne fanatizmle, ne holiganlıkla izah edebiliriz. Bunun adı resmen vicdansızlıktır. Yazıklar olsun...

Ne demiş?
"Doktorlarımız halkın yarısını evde oturmaya ikna etti. Veterinerlerimiz de diğer yarısı için uğraşıyor." (Dün Fransa'da en fazla ilgi gören sosyal medya paylaşımı)

Gaf'let kürsüsü
Yapılan bir ankette, Türkiye'deki 10 kişiden 4'ünün koronavirüs için önlem almadığı ortaya çıktı. Mazeretleri ise 'Kısa sürede çözüm bulunacağı' ve 'Kendisinin virüsten etkilenmeyeceği' imiş!

Zap'tiye
Ah be Fatih hocam, her konuda bu kadar 'pozitif' olman gerekmiyordu ki... Dualarımızdasın...

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.