ŞENGÜL BALIKSIRTI ŞENGÜL BALIKSIRTI

Çengelköy'de Eylül

Haziran yaza merhabadır, Temmuz eğlenceli geçer, Ağustos ise yaz aylarının en ruhsuzudur. Ağustos'u nasıl geçirdiğimizi bir düşünün, eminim bana hak verirsiniz. Ağustos'un insana nefes aldırmayan ve uyuşukluk getiren sıcağından sonra Eylül sanırım hepimize iyi geldi. Eylül geldi, İstanbul'un rengi de, kokusu da, ışığı da değişti. Geçen gün Çengelköy'e düştü yolum... Birdenbire kendimi İstanbul'un bütün o keşmekeşinden sıyrılmış gibi hissettim. Zaman zaman olur bana; bir semtte dolaşırken birdenbire orada yaşamak ister canım. O gün de öyle oldu. Çengelköy'lü olmak istedim. İçinden geçen kalabalığa rağmen hâlâ eski İstanbul'u ya da bir kıyı kasabasını anımsattığı için mi acaba? Neyse... Çengelköy'de fark ettim Eylül'ün geldiğini, şehrin renginin, kokusunun, ışığının değiştiğini. Çengelköy sahilinde Sumahan Otel var. Belki fark etmişsinizdir, belki de geçip gitmişsinizdir. Sumahan'ın bahçesinde, tam da denizin kenarında otururken, buranın tarihi nedir diye merak ettim. 1875'den kalma bu tarihi bina, zamanında rakı yapmakta kullanılan suma üretimi yapan bir fabrikaymış. Osmanlı mimarisinin son örneklerinden olan bina hiç el değiştirmeden aynı aileyle bugünlere kadar gelmiş. Aile binayı restore etmiş ve 18 odalı bir otele dönüştürmüş. Baharda bir kez daha gitmiştim, bu kez daha çok sevdim. Kalmak için olmasa bile, nefis bir yemek için; hem İstanbul'da hem değilmiş gibi hissederek şahane vakit geçirebilirsiniz.

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.