ŞENGÜL BALIKSIRTI ŞENGÜL BALIKSIRTI

İstanbul fena kokuyor

Ümraniye Belediyesi evimizin önündeki yeşil alanı kurbanlık satış ve kesim yeri olarak tahsis etti. Üstelik 600 metre ileride bir başka satış yeri olmasına rağmen. Üstelik üç-beş kilometre ilerilerde, yerleşimin olmadığı bomboş alanlara rağmen.
Hayvan pazarının konumlandırıldığı yer, İstanbul'un yükselen yıldızı olarak lanse edilen ve milyon dolarlık fiyatların uçuştuğu bir bölge; villalar, rezidanslar, bir kolej, bir yapay göl, bir yürüyüş alanı. 'Prestijin adresi' diye insanlara satılan yerler.
Ve ne yazık ki; bu 'prestijli hayatın sınırları' içinde kesif bir hayvan pisliği kokusu; naylon çadırlar... Bir küçük ateş düşse, cayır cayır yanacaklar.
Hayvan bokuyla, rezidansın altındaki Amerikan Starbucks'ı yan yana... Çelişkiye bak!
Kolejin bahçesiyle, hayvan pazarı yan yana. Eğitime bak!
O çocuklar bütün gün nasıl bir hava soluyorlar? Teneffüse çıkmıyorlar mı? O çocuklardan biri bir mikrop kapıp hastalansa, bunun hesabını kim verecek? Veterinerler hayvanların bütün kontrollerini yapıyor denecek, biliyorum.
Bütün mevzuatı okudum; yoğun yaşam alanlarında böyle pazarların kurulamayacağını da biliyorum.

RUHUMUZ DEĞİŞMİYOR
Rezidansın altındaki kafe ve restoranlar, o koku nedeniyle müşterisiz.
Müşteri gelmezse, işletmeci ne yapacak?
Bir dolu soru. Ama yanıt yok, yanıt veren kimse de yok! (Bu arada konunun dini boyutunu falan bir yana bırakalım. Onu konuşmuyoruz çünkü, lütfen karıştırmayalım.) Konumuz; şehirleşmeye çalışırken aslında bir adım yol gidemeyişimiz. İstanbul'a istediğiniz kadar gökdelen dikin, istediğiniz kadar lüks yaşam alanları yaratın, isterseniz saraylar kondurun...
Boş! İçeriğimizi asla değiştiremezsiniz.
Ruhumuzu da.

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
BİZE ULAŞIN