TURKCELL İMSAKİYE
TURKCELL İLE RAMAZAN
ELVAN DEMİRKAN ELVAN DEMİRKAN

İletişim zenginliği, duygu yoksulluğu

Artık ipin ucu kaçtı. İlk önce e-mail ve SMS hastalığı, ardından Myspace, sonra facebook, şimdi de Twitter. Sabah'ın Pazar ekinde Twitter ile ilgili epey haber yer aldı, onun için ben detayına girmeyeceğim. Ama Amerika, Twitter ile kafayı yemek üzere. Politikacıların tümü, medyanın hemen hepsi derken şimdi de astronotlar uzay mekiği Atlantis'ten, dünyadaki takipçilerine mesaj gönderiyor. Tüm bu iletişim olanakları iyi güzel de, ben hepsini İstanbul'da açılmış yeni bir mekana benzetiyorum. Bugün 'in', yarın modası geçmiş... Başka bir mekan yerini almış...

* * *

Dün Mira'yı okuldan alırken bir arkadaşı da bizimle geldi. İkisi arabaya biner binmez konuşup, gülüşmeye başladı. Ben de 'Ne güzel böyle olur olmaz her şeye gülebilmek' diye düşünürken bir baktım sesleri kesildi. Bir süre sonra aynaya uzanıp baktım. Arkada yan yana oturuyorlar ama SMS ile haberleşiyorlar. İkisine de "İnanılır gibi değil, nedir bu mesajlaşmaya bağımlılık?" diye sordum.. Mira'nın cevabı: "Anne gençler böyle tercih ediyor ama ben yetişkinlerle nasıl konuşmam gerektiğini biliyorum, sen merak etme.."

TEKNOLOJİ BANA GÖRE DEĞİL
Tabii ikisinin de telefonlarını eve gidene kadar kapattırdım. Farkında mısınız bu bağımlılık yaşantımızı artık geriye dönülemeyecek şekilde etkiliyor. Bu pasif ve asosyal iletişim şekilleri yüzünden insanlar bir süre sonra yüz yüze konuşamayacak duruma gelecek herhalde. Teknoloji bana göre değil... Yazı yazmayı çok seviyorum ama gündemi takip edebilmek için şu bilgisayarın başında geçirdiğim zaman var ya, tam bir işkence... (Bir de üstüne üstlük üçüncü kitabımı yazıyorum.) İnternette hayatını geçirenler arasında daha fazla iletişimin veya daha çok arkadaşın, daha anlamlı ilişkiler olduğu yanılgısına kapılmayan var mı? Bence daha fazla iletişim daha çok gürültü...

BENİ DAVET ETMEYİN
Beni lütfen Badoo'lara, Hi5'lara ve benzeri gruplara arkadaş olarak davet etmeyin. Her gün yüzlerce daveti okumadan siliyorum, söyleyecek bir şeyi olan, gazetede yer alan e-mailime göndersin. Onların hepsini okuyup, cevaplıyorum. Bazıları facebook'ta 500 arkadaşı olduğu zaman övünüyor. 100 tanesinin isimlerini saysınlar bakalım yapabilecekler mi? Ya da hangi birine gerçek hayatta vakit ayırmak isterler? Bu kadar haberleşmeyi günün hangi saatine sıkıştırıyorlar bilmiyorum. Yok yok biliyorum, onlar uyumayanlar, uyuyamayanlar... Çünkü gece yatağa yattıklarında kim ne dedi, kim ne yaptı gibi bir yığın ayrıntı, beyinlerinde bombardıman etkisi yapıyor ve uyuyamıyorlar.

YENİ ARKADAŞ İSTEMİYORUM
İnternetin sağladığı olanakları görmezden geliyor değilim. Ama ölçüyü çoktan kaçırdık. Fonksiyonsuz olan internet değil, sadece internet bizim içimizdeki fonsiyonsuzluğu ortaya çıkardı. İletişim zenginliği dikkat ve duygu yoksulluğu yaratıyor. Ben kendi arkadaşlarımla iletişimimde, kendimin en iyisi olana kadar yeni arkadaş istemiyorum. Onlara özel olabilmek istiyorum. Hayatlarını, ilişkilerini, kariyerlerini, nasıl hissettiklerini takip edebilmek istiyorum. Desteğe ihtiyaçları olduğu zaman yanlarında olabilmek istiyorum, kaliteli vakit geçirmek istiyorum. Öyle 'bugün var, yarın yok' arkadaşlıklar bana göre değil.. Paylaşmanın da zevki yok ki böyleleri ile... Zaten çoğu insan için arkadaşlık, sevgili, haber, dedikodu, eğlence, ne ararsan o küçük teknolojik aletin içinde saklı... Peki şöyle bir kafasını kaldırıp, kendi çevresinde olup biteni görebilen kaldı mı?
BİZE ULAŞIN