ELVAN DEMİRKAN ELVAN DEMİRKAN

Mutluluk istediğini elde etmek mi?

Aslında Halis Toprak ve nikahlandığı 17 yaşındaki Nazlıcan hakkında çok yorum yapıldığı için bir ses de benden çıkmasın diye yazmaya niyetim yoktu. Ama geçen hafta Hıncal Uluç'un yazdığı yazıyı okuyunca fena halde bir şeyler söyleme ihtiyacı hissettim... Çünkü tam da bir sonraki kitabım için üzerinde haftalardır uğraştığım bir konuya değinmiş...

MUTLU MU ACABA?
Sayın Uluç, 1 Ağustos tarihli yazısında zenginlik ve statü sahibi olmayı, sükse ve görkem içinde yaşamayı mutluluk olarak gören kadınlardan bahsederken "Seni mutlu edecek şeyi bilme ve onu bulmanın yolu, gönülden değil, mantıktan geçiyor da ondan" demiş ve bu amaçla evlenen çok kadının istediklerine sahip oldukları için mutlu yaşadıklarını yazmış... Ardından konuyu 71 yaşındaki zengin bir erkekle evlenen/evlendirilen 17 yaşındaki Nazlıcan'a getirip, "Mutlu mu acaba?" diyerek şu örneği vermiş; "Siz hiç aç kaldınız mı? Hiç yokluk çektiniz mi? 17 yaşında bir genç kız olarak, canınızın çektiği hiçbir şeye ulaşamamanın ne olduğunu bilir misiniz? 1960'lı yıllarda Bulgaristan'a giderdik. İşaret ettiğimiz kız koynumuza girerdi. George Clooney olduğumuz için değil, cebimizde, fiyatı yarım dolarlık naylon çorap taşıdığımız için. O çorabı giyebilmek için her şeyi yapabilirdi. 1980 Moskova'sında bir Beatles albümüyle gurup seks yapmak mümkündü. O müziği dinleyebilmek mutluluktu kızlar için. Yarım saatlik bir sıkıntı sonucu elde edilecek mutluluk..."

BEKLENTİ YÜKSELİR

İnsanlar gerçekten ellerinde yokken, ulaşamadıkları sürece, para ve servetin kendilerini mutlu edeceğini öngörüyorlar. Ama o Bulgar kadının o çorabı alabilecek imkanı olsa, aynı çorabı veren herhangi bir adamın altına mı yatacak, istediğini her elde ettiğinde beklentisini yükseltecek ve bir gün George Clooney'i isteyecek... 17 yaşında, şimdiye kadar ulaşamadığı maddi şeylere sahip olabilmek için dedesi yaşında, poposu kırışmış bir adama bir gülücük atıp, haftada bir (ya da neyse) dişini sıkıp yarım saat beraber olmak; belki de Nazlıcan'ı o kadar rahatsız etmiyordur şimdilik... Geleceğini kurtardığını düşünürseniz bedeli çok da yüksek olmayan iyi bir yatırım bu evlilik onun ve ailesinin gözünde... Onun için Sayın Uluç onlara mutluluklar dilemiş yazısının sonunda... Ama Hıncal Uluç'un bile öngöremediği bir durum var burada...

KİME GÜVENECEK?
İnsan bir şeye sahip olduktan sonra yeni şartlarına o kadar çabuk adapte oluyor ki, her şey çok çabuk sıradanlaşıyor. Nazlıcan'ın bugün sahip olmak için her şeyi yapacağı o servet, zaman içinde alıştıkça onun için hiçbir şey ifade etmeyecek. Satın almanın sonunun olmadığını anlayınca, ruhunu böyle bir evlilikle nasıl kaybettiğini, hatta sattığını asıl o zaman fark edecek. Peki, Nazlıcan o zaman kime güvenecek? Cebi zengin ama ruhu fakir bir hayatın bir insanı ne hale getirdiğini her gün gazetelerde okuyoruz. Anna Nichole Smith'i hatırlıyor musunuz? 26 yaşında 89 yaşındaki petrol milyarderi ile evlendiğinde ortalık birbirine girmişti. Adam bir yıl sonra ölünce Smith büyük servet sahibi oldu. Ama o kadar paranın ve istifade etmeye çalışan sahte yakınların arasında kadın yalnızlığından kurtulamadı ve uyuşturucu bağımlılığı onu 30 yaşında ölüme götürdü. İnsan bir şeyi sindirmeden, kendisi emek harcayıp kazanmadan elde etti mi doyması, tatmin olması imkansız...

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
Bugünkü Diğer Yazıları
BİZE ULAŞIN