ELVAN DEMİRKAN ELVAN DEMİRKAN

Yalanın gerçeği...

Nietzsche, "Yalan hayatın bir şartıdır" diye iddia etmişti. Her zaman doğruyu söylemenin erdeminden bahsederiz. Politikacıda, arkadaşımızda, eşimizde aradığımız en önemli özelliğin 'dürüstlük' olduğunu söyleriz ama öyle bir kültürde yaşıyoruz ki, herkes herkesi kandırıyor... Kimse kimseye inanmıyor. Başkalarını kırmamak veya korumak için, kazanmak için, etkilemek için, huzuru ve dengeyi bozmamak için, gizliden gizliye yaşadığın bir şeyden zevk almak için ya da alışkanlık olduğu için beyaz yalanlar söyleme ihtiyacımız var...

HERKES DOĞRU SÖYLÜYOR
Yalana gittikçe daha çok alışıyoruz, daha kolayımıza geliyor ve neredeyse doğruya tercih ediyoruz. Kısaca; toplum insanı yalan söylemeye teşvik ediyor ve yalanı da ödüllendiriyor. Gittikçe de daha çok sahtekarlaşıyoruz. Şimdi bu yazı da nereden çıktı diyeceksiniz. İngiltere'de 'Office' dizisini yaratan Rick Gervais'in senaryosunu yazıp, yönettiği ve başrolü oynadığı yeni filmi 'Invention of Lying'i (Yalanın Keşfi) seyrettim. Öyle alternatif bir dünya düşünün ki, kimse yalan söylemiyor. Herkes doğruyu konuşuyor ve herkes, herkese inanıyor. Eşiniz, arkadaşınız, patronunuz, markette, restoranda, asansörde karşılaştığınız bir yabancı bile sizin hakkınızda aklından geçen her şeyi olduğu gibi kibarca söylüyor. Yalanın olmadığı bir dünyada övgü yok, kompliman yok, dalkavukluk yok, reklam yok, kendini beğendirme ihtiyacı yok ama dünyanın da tadı tuzu yok! Düşünsenize; birisini davet ettiğiniz zaman yalan söylemesini bilmediği için "Gelmek istemiyorum çünkü çok can sıkıcısın" diye cevap verdiğini...

ÇOK ŞİŞMANSIN
Veya güç bela beş kilo vermişsiniz, asansörde karşılaştığınız bir yabancı bile "Çok şişmansın" diye yüzünüze vuruyor. Ya da birisiyle hoş bir şeyler paylaşmaya başlamışsınız, siz yaşadığınız anı düşünürken o "Sakın bir beklentiye girme" diye her konuşmanızda aklından geçeni size söylüyor... Ne pahasına olursa olsun, hep doğruyu söylemek... Bu korkunç bir gerçek olurdu. Öte yandan, doğruyu savunan birisiyseniz, yalan söyleyenlerin çoğunlukla kazandığını gördükce sinir olursunuz.

YÜKSELENLER ÇOKTUR
Yalancılar işlerini bilirler, başkalarının sevgisini ve ilgisini kazanmak için manipule ederler, bu yüzden güce ulaşmaları daha kolaydır. Profesyonel hayatta söyledikleri yalanlar sayesinde yükselenler çoktur. "Başkaları yalan söyleyerek istediği yere geliyorsa ben niye söylemeyeyim?" demeye bile başlayabilirsiniz. Ama böyle düşünüp, yoldan çıkmayın... Ben mesela, her zaman doğrunun önemini savunan birisi olarak, nadiren yalan söyleme ihtiyacı hissettiğimde, istediğimi elde etsem bile içimde bir tatminsizlik hissi yaşıyorum. Kendimi daha huzursuz ve tedirgin hissediyorum. Çünkü biliyorum ki, Goethe'nin de dediği gibi; "Aslında hiçbir zaman kandırılmıyoruz, sadece kendimizi kandırıyoruz.."

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
BİZE ULAŞIN