ELVAN DEMİRKAN ELVAN DEMİRKAN

Brangelina'nın ayrılık haberi yüreğimizi hoplattı

Angelina Jolie ve Brad Pitt, dünyanın en güzel kadın ve erkeği olarak biliniyorlar... Birbirlerine deli gibi aşıklar. Altı çocuklu mutlu bir aileler. Dünyanın her bir yanına seyehat edip, onlara manevi tatmin veren şeyleri yapıyorlar. Canları istediği zaman Fransa'daki şatolarında, Los Angeles ya da New Orleans'taki muhteşem evlerinde yaşıyorlar. Hem popüler olup, hem de hayata daha derin dokunabilmenin yolunu bulmuşlar. Hayatlarında disiplin ve cesaret gerektiren her şeyi yapıyorlar ama tüm bunları gerçekleştirirken de aileden ödün vermiyorlar. Brad ve Angelina idealimizdeki çifti dünya platformuna taşıyan bir örnek... Kendi doğruları ile kimsenin lafına bakmadan o kadar iyi yaşıyorlar ki, kıskanamıyorsun bile, sadece öyle olabilmenin hayalini kuruyorsun. Geçen hafta İngiliz Daily Mail gazetesinin haberinden sonra internet medyası 'Brangelina ayrılıyor' diye birbirine girdi. Bizler de şoka... Korkumuz; bu haber gerçekse artık kimi takip edeceğiz, idealimizdeki yaşantıyı başka hangi çiftin üzerinden tecrübe edeceğiz...

BİRAZ RAHATLADIK...

Bu yazıyı yazdığım dakikalarda bütün internette araştırdım, henüz bu ayrılığı kesinleştiren bir açıklama yok. Tam tersine haberin doğru olmadığı söyleniyor. Onun için biraz rahatladım... Şimdilik... Zaten ekonomi berbat, Obama düşündüğümüz kadar muhteşem değilmiş, popüler kültür insanı tatminsizleştirmiş, kendi hayatımızdaki anlam eksikliği ile nasıl başa çıkacağımızı bir türlü çözememişiz... Yani şu aralar biraz hassasız. Onun için Brangelina, biz de size döndük. Hayattaki tatminsizliğimizi sizi takip ederek gidermeye çalışıyorduk. Eğer ayrılık kararı alırsanız, lütfen biraz alıştıra alıştıra söyleyin. Geçen haftaki şoku bir daha yaşatmayın.. Sinirlerimiz kaldırmıyor. Şaka bir yana, popüler kültürden kafamızı şöyle bir kaldırabilsek, çevremizde gerçek sevginin pek çok örneğini görebileceğiz...
***

Haiti'deki depremden altı gün sonra kurtarma ekipleri bir bankanın enkazına ulaşmışlardı. Bankada çalışan karısının beton yığınının altında kaldığını bilen Roger, enkazın altından gelecek en ufak bir hayat işaretini kaçırmamak için gözünü kırpmıyordu. Altı gün sonra bile karısının hâlâ hayatta olduğundan ümidini yitirmemişti. Kurtarma ekipleri saatlerce kazdılar... Nihayet bir ses... "Buradayım." Janet tam altı gün aç, susuz ve parmakları kırılmış bir halde yaşam savaşı vermişti ve hâlâ hayattaydı. Ekip dikkatlice kazmaya devam etti, yanlış bir hamlede o beton yığını Janet'in üzerine çökebilirdi. Janet, kocasına seslendi; "Roger, eğer buradan sağ çıkamazsam seni çok sevdiğimi bilmeni istiyorum..." Nihayet kurtarma ekibi Janet'i içeriden çekebilecek kadar delik açabildi. Janet sancı içinde çıkartılırken şarkı söylüyordu, evet şarkı söylüyordu; "Ölümden korkmayın..." Karı-kocanın birbirine kavuşma sahnesini televizyonda izlerken gözyaşlarım sel gibi akıyordu. Sadece bir hayatın daha kurtarılmasına değil... Bu sahne ile Roger bizlere uzun süredir unuttuğumuz sadakat, bağlılık ve sevginin örneğini gösterirken, Janet insan ruhunun potansiyelini ve evet, pozitif düşünebilmenin önemini ispatlıyordu. Dünyada bu sahnelere tanık oldukça bu hayatta gerçekten neyin değerli, neyin değersiz olduğu konusunda görüşümüzü netleştirmemiz gerekmiyor mu sizce de? Alanını ve duyarlılığını artırmak için....

Newsweek dergisi pozitif düşünce ve kişisel gelişim olgusunu masaya yatırıp, eleştirel bir yaklaşımla inceleyen bir haber yapıyor. Bana da çok güzel sorular yolladılar. Kapsamlı bir yazı olacak. Okumak isterseniz bilginiz olsun...
BİZE ULAŞIN