ELVAN DEMİRKAN ELVAN DEMİRKAN

'Fransız Anne' modası...

Geçen hafta, kızına ders vermek isteyen bir babanın akıl almaz videosu Youtube'da 30 milyon hit aldı.
Kızgın baba, ev temizliğine yardım etmesini söylediği 16 yaşındaki kızı tarafından Facebook'ta saygısızca eleştirilince, kızının bilgisayarını kurşuna dizdi.
Beni asıl şaşırtan şey şu: NBC haber kanalına yağan yorumların yüzde 70'i adama "Aferin" diyordu. Sadece yüzde 10'u, babanın tavrının yanlış olduğunu düşünüyor.
Hatta bir anne şöyle yazmış: "Günümüz gençlerinden bıktım artık... İstedikleri en ufak bir şey olmayınca dünyanın sonu gelmiş gibi davranıyorlar. Daha 'gerçek sorun' nedir farkında bile değiller..."
Günümüz gençleri gerçekten böyle mi?
Narsistik ve şımarık... Eğer öyle olduğunu düşünüyorsanız, gösterişci ve "Sadece ben" diyen bir nesil yetiştiren bizler değil miyiz?
16 yaşında bir gencin kendi tavır ve davranışları hakkında muhakemesi ve disiplini gelişmemiş ise; o saatten sonra ders vermenin ne faydası olabilir ki?
Hele ki bir yetişkin olarak verdiğin ders, onun hareketinden daha da beterse...

EĞİTİM KÜÇÜKKEN BAŞLAR
Doğru çocuk yetiştirme, çok daha erken yaşta başlıyor. Bir öğrencimin bu konuda dediğini hiç unutmam: "Çocukların küçük yaşta ipini sıkı tutacaksın, büyüdükçe ipi gevşeteceksin ki disiplinli olmayı öğrensinler. İnsanlar genelde tersini yapıyorlar. Küçükken ipi serbest bırakıp, büyüyünce sıkmaya çalıştıkları için olmuyor."
Bu konuda Amerika'nın First Lady'si Michelle Obama'nın kızları Sasha ve Malia'yı yetiştirme şeklini çok takdir ediyorum.
Beyaz Saray'da 90 kişilik bir ekip her gün emirlerinde çalışmaya hazır. Asansörün düğmesine bile basacak bir görevli var. Ama o ısrarla görevlilere "Bu seviyeye gelmek için 'ben' uğraştım. Beni şımartın, çocuklarımı değil" diyor.

AFAMIZ ÇOK KARIŞIK!
Hepimiz düzgün, mutlu ve başarılı çocuklar yetiştirmek istiyoruz ama 'nasıl iyi ebeveyn olunur' konusunda çoğumuzun kafası karışık.
Kitaplar, televizyon programları, öyle bir bilgi bombardımanı var ki ortada... Ebeveynlik stilleri birbirleriyle yarışıyor.
Hangi birini uygulayacaksın?
Zaten genel bir 'doğruyu' alıp, kendi hayatına nasıl adapte edebilirsin ki?
Çocuğunu her şeyden koruyan 'helikopter anne'; çocuğuna yapışık gibi yanından ayırmayan 'bağımlı anne'; gösterdiği performans kadar çocuğuna sevgi gösteren 'Çinli anne'; derken, bir de 'Fransız annelerin' çocuk yetiştirme tarzı moda oldu şimdi de. Fransız anneler çocuklarını 'dünyanın merkezi oldukları yanılgısı' ile büyümelerine izin vermiyorlarmış.
Çocuklarının her istediğine anında cevap vermeyerek, onlara 'sabırlı olmayı ve beklemeyi' öğretiyorlarmış.
Şu annelik stillerini bir kenara bırakıp, biraz da çocuğumuzun karakterini göz önüne almamız gerekmiyor mu?
Demek istediğim; kendi başarı ve yetersizlik anlayışımıza göre çocuk yetiştirmektense, biraz da çocuğun karekterine göre başarı anlayışımızı geliştirmek... Çocuğunuzun nasıl bir karekteri var?
Dışa dönük mü? İçe dönük mü? Duyarlı mı? Hırslı mı? Kontrolcü mü? Rahat mı?
Sonuçta kendi karakterine uygun olmayan tarzda baskı ile yetişen birisi, pek çok konuda geliştiği kadar, hayatta neyin gerçek, neyin yanılgı olduğuna dair eşdeğer anlayışı geliştiremiyor.
Toplum gözünde başarılı olsa bile, mutsuz doktor, mutsuz işadamı ve mutsuz politikacı olabiliyor.
Örneklerine gazete sayfalarında bolca rastlıyoruz...
BİZE ULAŞIN