ELVAN DEMİRKAN ELVAN DEMİRKAN

Başarılı insanlar rahat olabilirler!

Amerika'da özel ve devlet kurumlarında yıllardır verdiğim 'stres yönetimi' eğitimlerimi, Türkiye'de de vermeye başladım. Bu yüzden geçtiğimiz hafta, Türkiye ekonomisini yönlendiren firmalarla görüşmelerim vardı.
Bu görüşmelerde; ülke olarak ne kadar hızlı geliştiğimizi ancak gelişmeyle birlikte çalışanlar üzerinde artan baskıyı ve işveren-yönetici-çalışanlar arasındaki ilişkiyi daha yakından anlama fırsatı buldum.
Mesela 'Y jenerasyonunun' iş gücünü nasıl ele geçirmeye başladığına şahit oldum.
Bizim gençliğimizdeki gibi patron önünde kendilerini eksik hissetmiyorlar. Kendilerine güveniyorlar, fikirlerini açıkça ifade etmekten çekinmiyorlar, biraz da narsistler... Bu yüzden bir önceki kuşaktan olan yöneticilerle de iletişim problemleri yaşıyorlar.
Ziyaret ettiğim kurumlarda; ofisler, toplantı salonları ve akla gelen her şey en son teknolojiyle donatılmıştı. Çalışanlar için rahat ve şık kafeteryalar dizayn edilmiş hatta bazıları popüler barlardan ve kafelerden bile daha lükstü.

STRES DOLU BİR YAŞAM
Ama bu lüksün bedeli de büyük tabii...
Yırtıcı bir rekabet, ağır sorumluluklar, doldurulması gereken kotalar, iş kaygısı, uzun çalışma saatleri ve hep daha iyisi olma zorunluluğu...
Sürat, stres ve beklenti dolu bir yaşam...
İnsanlar standartlarını kaybetmemek için daha çok sorumluluk alma baskısını hissediyorlar.
Omuzlarındaki yük ne kadar ağırsa, o kadar çok değer göreceklerini düşünmek, alışkanlıkları olmuş.
Hayatları o kadar sürat ve gelişim odaklı ki, sanki onca bilgi ve tecrübe şahsen sindirilmeden bir sonraki kanala aktarılıyor.
Büyüme hızı, mutluluğu biraz geride bırakmış.
Bu gelişime ayak uydurabilmek için insan kendi içinde bir sığınak yaratmazsa kafayı yiyebilir.

İŞ-YAŞAM BİLEŞİMİ VAR
Artık iş-yaşam dengesi yok. İş-yaşam bileşimi var.
Bu kadar gelişime ve değişime rağmen, bazı işverenlerde hâlâ benzer bir anlayış var. İşe ilk gelenler, işten en son çıkanlar ve hafta sonları çalışanlar 'daha güvenilir' ve 'çalışkan' olarak görülüyor.
Artık günümüzde, özellikle Amerika'da çalışanın asıl değeri kendi fikir ve becerilerini nasıl uygulamaya koyduğuyla ve firmaya neler kattığıyla değerlendiriliyor.
Yeni dünyada işverenin; çalışanı, iş gücünün ötesinde, bir insan olarak görmesi gerekiyor. İÇSEL

MOTİVASYON ŞART
Bütün araştırmaların sonucu aynı; çalışanı uzun vadeli şirkete bağlayan en önemli faktör para değil. Temel ihtiyaçlarınızı karşıladıktan sonra kazanılan para insanı manen doyurmuyor. İnsan, kendini ifade edebildiği, önemli bir şeyin bir parçası olduğuna inandığı ve geliştiğini hissettiği iş ortamında çok daha tatminkar ve verimli olur.
Bu yüzden Türkiye'de de bazı öncü şirketlerin çalışan mutluluğuna önem vermeye başladığını görmekten memnun oldum. Şirketler; çalışanın sadece iş becerilerini değil, içsel motivasyonunu geliştirecek programlara da bütçe ayırıyor.
Yoksa iş hayatının bu uzun ve zorlu maratonunda koşmaya kimsenin nefesi ve enerjisi dayanmaz!

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
BİZE ULAŞIN