DR. ECE HATTAT

Emekliliğinizde yaşlanmaya vaktiniz kalmasın!

Soru: Bu sene emekli oldum. Yaz tatili iyiydi. Ancak şimdi herkes işbaşı yaptı. Ben de kendimi işe yaramaz ve boşlukta hissediyorum. Kalan hayatım artık hep böyle mi geçecek? S.T./Samsun

Amerika'daki seçimlerde Barack Obama'ya oy veren 106 yaşındaki Ann Nixon Cooper, aktif yaşlanmanın iyi bir örneği olmuştu. Dört çocuğu ve 14 torunu olan Ann Cooper'ın torunlarının çocukları, hatta torunlarının torunları var. Beni esas etkileyen nokta ise yaşlı kadının oy vermesi değil, uzun yaşamasının sırrı sorulduğunda verdiği cevap oldu. "Ölmeye ayıracak vaktim yok" diyen Cooper, uzun yaşamasının sırrını, mutlu bir insan olmasına ve kendine hep bir meşguliyet yaratmasına bağlıyor.

AMAÇLARINIZ OLSUN!
Hayatlarında tatminkâr bir amaçları olan, sabahları yataktan umutla kalkan insanların daha yavaş yaşlandığını pek çok araştırma gösterdi. İş hayatından ayrılmayı temsil eden emeklilik, işte bu açıdan bakıldığında pek çok insan için zorlayıcı hatta mutsuz bir sürece dönüşebiliyor. Emeklilik döneminde hem yaşa hem de yaşanan moral bozukluğuna bağlı olarak artan fiziksel hastalıklar, depresyon ve endişe gibi psikolojik problemler ile sosyal hayattan uzaklaşma riski de sağlığın bozulmasına ve daha hızlı yaşlanmanıza yol açabiliyor.

Emeklilik yıllarınızı toplum yaşamından elinizi ayağınızı çektiğiniz, her gününüzün bir öncekiyle aynı olduğu bir rutin haline getirmemek sizin elinizdedir. Size 'Kuğu Şarkısı' denilen bir fenomenden bahsetmek istiyorum. Bu durum ileriki yaşlarda yaratıcılığın tekrar canlanmasını anlatır. Birçok uzman bu fenomenin yaşlılık yıllarında yapılan muhteşem sanat eserlerinin de nedeni olduğunu düşünür. Cervantes'in 'Don Kişot'u 68 yaşında, Goethe'nin 'Faust'u 80 yaşında, Bruckner'in 9. senfonisini 70 yaşında, Bellini'nin Venedik'te bulunan başyapıtlarından birini 83 yaşında, Mozart'ın 'Lakrimoza'sını ölmeden önce yaptığını bilirseniz, emeklilik sonrasında edineceğiniz meşguliyetlerin sizi hem başarılı hem mutlu hem de sağlıklı kılabileceğini daha kolay anlayabilirsiniz.

Emeklilik yıllarınıza sağlık kontrolleri, finansal planlama gibi desteklerle hazırlanmanız, kendinize yeni meşguliyet alanları yaratmanıza fırsat verecektir. Bu bazen torunlarınızla uğraşmak, bazen de vakit ayıramadığınız hobilerinizle ilgilenmek olabilir. Böylece sağlığınızı korumakla kalmaz, yaşlanmaya ayıracak vakti de bulamazsınız.

DEPRESYONA GİRMEMEK İÇİN AKDENİZ DİYETİ YAPIN!
Soru: Son zamanlarda kendimi çok kötü hissediyorum. Psikoloğa gittim. Depresyona girdiğimi söyledi. Depresyona iyi gelen bir diyet var mı? A.Ö./İstanbul

Akdeniz diyetinin yararları birçok araştırmayla kanıtlandı. Sebzemeyveden zengin, tam tahıllı gıdalar ve iyi yağlardan bol bol içeren, buna karşılık doymuş ve trans yağlardan fakir bir beslenme planı kalp-damar sorunları, kolesterol fazlalığı, metabolik sendrom ve yüksek kan basıncına iyi geliyor. Cinsel sorunlarla karşılaşma olasılığını bile azaltıyor. Amerika Sağlık Birliği'nin yaklaşık 10 bin kişi üzerinde yaptığı bir çalışma Akdeniz diyetinin depresyona karşı da koruyucu olduğunu gösterdi.

ALKOLÜ AZALTIN!
Akdeniz diyetiyle beslenen kişilerde depresyon ihtimali yaklaşık yüzde 30 azalıyor. Bu nedenle özellikle yaz döneminden iş, ev ve aile stresinin arttığı kış aylarına geçiş yaparken, zeytinyağı gibi sağlıklı yağlara yönelin. Alkol tüketiminizi azaltın. Yağlı hayvansal gıdalar yerine bol sebze, baklagil, tam tahıllı gıdalar ve balık tüketin.

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
BİZE ULAŞIN