MERT VİDİNLİ MERT VİDİNLİ

Yüzde 60’ı bekar şehir: Berlin

Telefonum çalıyor... Berlin'den zarif, içten bir ses;
Sedef Aygün. "Berlin'e gel, buraların tadını çıkar" diyor.
Çağıran, Titanic Oteller Grubu ailesinin iletişimden sorumlu ismi. "Tabii" diyorum, kendisi beni otellerinin ikinci yıl partisine davet ediyor. Ben de çantamı koluma takıp 2.5 saatlik Berlin yolculuğuma başlıyorum.

AVRUPA'NIN EN UCUZU
Uçaktan iner inmez beni ailenin küçük veliahtlarından Fırat Aygün karşılıyor.
Şehirdeki 16 restorandan o sorumlu. Kendisi Yeditepe Üniversitesi Gastronomi Bölümü mezunu.
Başlıyor anlatmaya...
70'ler de büyük büyük dayıları şehre ilk Türk lokantası ile adım atmış.
Hasır, şehrin ilk dönercisi. Döner kültürünü ilk Avrupalılarla buluşturan aile olarak nam salmış Aygün Ailesi. Gece uzuyor, benim uyku gözden damlıyor ve kendimi çift katlı odamda buluyorum.
Kreuzberg ismi sabah uyanınca aklımda kalan en önemli detay. Meğer buranın küçük İstanbul'uymuş. Orada 40 yıldır yaşayan Türk de var, sanatçı, kreatif, cool, entellektüel Avrupalı da.
Arkadaşsız, solo olmanın en zor yanı da fotoğrafınızı çekecek kimsenin olmayışı; nereye kadar selfie? Garsonlar en yakın arkadaşınız oluyor.
Berlin, Avrupa şehirleri arasında en ucuzu. Havaalanının küçük olmasına rağmen 22 milyon turist çekiyor yılda. Seneye yeni havalimanı geliyormuş, o daracık alandan kurtuluyoruz gençler.
Hackerscher Markt'ta kafeler, barlar var. 30 yaş altı geceleri burada takılıyor. Özel turla beni gezdiren arkadaş, bana Berlin'de tarihi bir gezi yaptırsa da, beni buranın tarihi çekmiyor; nerede eğlence, nerede alışveriş... Alıp götürüyor beni Berlin duvarının sanatsal tarafına... Doğu Tarafı Galerisi'nde bulunan birbirinden yaratıcı grafitiler arasında en akılda kalanlardan biri; Dmitri Vrubel'in 'Öpücük' adlı çalışması.
Berlin'in Şanzelizesi Kudamm;
Paris'i anımsatıyor.
Şehrin en büyük, en tarihi alışveriş merkezi burası.
Lüks markalar, pahalı hayatlar, kokoşlar... Ah benlik değil, kaçıyorum.

1+1 EV BULMAK ZOR
Unutmadan; şehrin yüzde 60'ı bekar. Bu yüzden 1+1 ev bulmak çok zor. Koca koca evleri paylaşarak yaşıyor bekarlar; ev arkadaşı severlere gelsin bu bilgi.
Titanic Otelleri'nin en büyük özelliği, şehirdeki hiçbir beş yıldızlı otelin sahip olmadığı Türk hamamına sahip olması.
Bu yüzden turistlerin gözdesi.
Çok şaşırdım, yıl olmuş 2017. Artık New York, Londra ve Paris'teki otellerde 'Törkiş spa' var. Kirden ölmeyin be komşum, ne de olsa burnumuzun dibinde bir ülkesiniz, onca vatandaşımız sizde yaşıyor.
Londra ve Amsterdam insanı sever bisiklete binmeyi. Özellikle düz şehirlerin olmazsa olmazıdır; zayıf kalmak isteyene de ideal kardiyo çalışması. Bunu Berlin'de yaşayanlar da yeni yeni keşfetmiş.
Ben de deneyeyim diyorum ama nerede bende o marifet; telefonum susmuyor bir yandan, trafik akıyor bir yandan, kornalar çalıyor. "Yok yok, bana göre değil" deyip otelime geri teslim ediyorum bisikleti.
Şehrin en popüler barıymış Monkey Bar. Dekorasyonu, güneşin aydınlatması ile beraber ferahlık hissi veren bir terası var.
Gündüz vakti içkisini yudumlarken çalışanlar var burada; çok coollar.
Monkey bar'ı keşfedin gençler, gecesi bir başka olaymış. Pazara Berlin notlarım devam edecek...

KAHVALTILIK BİR MEKAN
New York, Brooklyn ve Williamsburg'da da şubesi olan House Of Small Wonder'a mutlaka kahvaltıya gidin. Fakat aman dikkat edin, çünkü orada nakit para geçiyor. Kahvaltısı şahane; avokadolu keçi peynirli kruvasanı, bir de matcha lattesini kesinlikle tavsiye ederim. Öğle yemeği mönüsünde Japon esintileri var; veganlara uygun. İki katlı mekanın girişinden mutlaka bir fotoğrafınız olsun.
BİZE ULAŞIN